Elazığ güzellerini arkasından ağlatan, türküler yaktıran Memur Akif Efendinin hikayesi.
1880 tarihinde Elazığ vilayet merkezi PTT'sinde muhabere memuru, 1887'de Harput'ta yine muhabere memuru ve 1892'de ise Harput posta telgraf müdürü olan yakışıklı, mert ve herkes tarafından sevilen ve sayılan Âkif namında bir zat varmış, kendisi Hüseynik'te otururmuş. Sabahları saray yoluyla Harput'a çıkar, akşamları da Kale'nin alt tarafındaki Deliktaş yolundan Hüseynik'e inermiş. Harput'un en şen zamanları. Âkif, bir rivayete göre de uçarı hovarda. Bir yığın dostları arasında gece gündüz eğlence âlemlerinde yaşar, tozar cinsinden hovarda. Bir sürü de sevdalısı var... İşte Âkif, böyle ferah yaşarken hiç de beklenmedik bir zamanda, Hüseynik'ten şehre çıkarken yolda bir kalp kriziyle ölüp gidiyor. Ölüm hadisesi memleketin her köşesinde duyulunca bütün bir şehir halkı ve hele sevgilileri arkasından gözyaşları dökmüşler, haftalar ve aylarca matem tutmuşlardır.
Bu güzel türküyü Ender Balkır'dan dinliyoruz.
youtu.be/7EBCPDLLURI?si=...
Riyakâr insanların bazı iyilikleri bulunduğunu şimdi anladım." ... "Halk riyayı seviyor, mürâi(iki yüzlü) olmayandan ne korkuyor, ne de utanıyor. Onun için başlangıçta yüz vermediğimiz bazı mürâileri (iki yüzlü) sonunda yüksek vazifelere getirmeye mecbur kıldık.