“Tu ji kû yî”
Anlamadan baktık derin izlerle kaplı yüzüne.
Kızı tercüme etti:
“ Nerelisin diye soruyor…”
Hoca cevapladı:
“ Yozgat… Yozgat, Boğazlıyanlıyım…”
“Tu Ermenî yî?”
Kızı tercüme etti:
“ Ermeni misin diye soruyor…”
Hocanın kalın kaşları hayretle kalktı.
Biz de şaşırmıştık, merakla bekliyorduk cevabı.
“ Evet… Öyle sayılır… Babaannem Ermeni… Nereden bildiniz?”
Nine öne doğru iyice eğilip konuştu:
“Min ji birûyen te, ji çaven te, ji deve te fem kir… Heri betir ji, ji kûlen te min fem kir…”
Kızı tercüme etti:
“ Kaşından, gözünden, ağzındanbildim… En çok da acından bildim diyor…”
Mini sehpadaki rengârenk kağıtlara sarılı çikolatalardan kırmızı olanını seçti.
Dişsiz ağzında çevirirken, Kürtçenin yerine Türkçe aldı.
“Ben bilirem… Çünkim ben de Ermeni’yem”