"Ebeveyn, kız çocuğunun bekaretinin üzerine titrer, çünkü bekaret, resmi piyasada, bir kızın maddi değerinin ölçütüdür. Ebeveynin endişesi, o kıymetli ve kırılgan ölçüt zedelenmeden, evladını bir an evvel evlendirmektir. Bundan sonrasına, ebeveyn artık karışmaz; kız, kocasına boynuz taksa bile. Kendisi bakire halde teslim etmiştir, önemli olan budur. Ebeveynin namus meselesi olarak addettiği, aslında bir namus meselesi değildir, piyasa değerini yüksek tutma çabasıdır, ki bu da genellikle sahte bir çabadır. Bir sınıfın geleneksel ahlak anlayışı böyle olagelmiştir ve bu sınıfın çöküşüyle birlikte ... "
“Onların merhametini kazanmak için ölmek zorundayız,” dedi Victoire. “Bizi asil bulmaları için ölmeliyiz. Ölümlerimiz bu yüzden büyük bir isyan eylemi, ne kadar insanlık dışı olduk larını vurgulayan sefil bir ağıt. Ölümlerimiz onların savaş çığlığı hâline geliyor. Ama ben ölmek istemiyorum Robin.” Victoire’ın boğazı düğümlendi. “Ölmek istemiyorum. Onların Imoinda’sı, Oroonoko’su olmak istemiyorum. Onların trajik, sevimli süs objesi olmak istemiyorum. Yaşamak istiyorum.”