Beden, toprak gibidir. Kendine yeten bir arazidir. Aşırı yapılaşmaya, parsellere bölünmeye, kesilip koparılmaya, altının oyulmasına ve gücünün kırpılmasına her arazi parçası gibi duyarlıdır. Vahşi kadın, ıslah projelerinden kolaylıkla etkilenmez. Onun için sorun nasıl şekilleneceği değil, nasıl hissedeceğidir.
Karanlık kadar başka hiçbir şey, ışığı, mucizeyi, hazineyi göze çarpar hale getirmez. İsa'nın geri dönüşü, cehennemin alacakaranlığından gelen bir parıltı gibi başlar. Karanlığın çevresinde dönen bu imgeler, "Bilmemekten korkma" diyen çok eski bir iletiyi taşır.
Buralarda sözcükler açık havada donar ve söylenenlerin anlaşılabilmesi için konuşanın sarf ettiği cümlelerin dudaklarından çözülüp ateşte eritilmesi gerekirmiş.
Şairi, doğu mitolojisinde geçen Kaknus kuşuna benzeterek bitirelim sözümüzü. Bu kuş kanatlarını çırpa çırpa tutuşturduğu çalı çırpının yanmasıyla ölen bir kuş. Küllerinden bir yumurta ve yumurtasından yeni bir Kaknus meydana geliyor.