Yeni hikâyelerle tanışmak, farklı bakış açıları kazanmak ve melodilerle ruhumu dinlendirmek benim için vazgeçilmez. Sessiz bir köşede iyi bir kitap ve arka planda sevdiğim bir şarkı varsa, dünya bir süreliğine durabilir.DM yok
Kitabı beğendim. José Saramago'nun Nobel Edebiyat Ödülü kazandığı "Körlük", distopik bir toplumda geçen, insanlık durumunu sorgulayan derin bir romandır. Kitap, bir şehirde aniden yayılan bir körlük salgınının etkisiyle başlar. Görme yetisini kaybeden insanlar, bu kayıpla birlikte hızla sosyal düzenin çökmeye başladığı bir kaos ortamına sürüklenirler.
Saramago, körlüğü, yalnızca fiziksel bir kayıp olarak değil, insanların toplumdaki etik, moral ve bireysel değerlerle olan bağlarını test eden bir metafor olarak kullanır. Roman, dilin ve yazım tarzının alışılmadıklığıyla dikkat çeker. Uzun cümleler, diyalogsuz paragraflar ve tek bir anlatıcı sesinin kullanımı, okuru bilinçli olarak bir kafa karışıklığı ve sıkıntı haline sokar, tıpkı körlükle yüzleşen insanların yaşadığı çaresizliği ve karmaşayı hissettirdiği gibi.
Bunun yanı sıra, toplumun çöküşüyle birlikte insan doğasının karanlık yönleri de su yüzüne çıkar. Eserde dayanışma, hayatta kalma mücadelesi ve insanın hayvani içgüdülerine dönüşü gibi temalar ön plana çıkar. Kitap, görme engelliliğin ötesinde, görmemenin, fark etmemenin ve anlamamanın toplumsal etkilerini derinlemesine keşfeder.
"Körlük", insanlığın en karanlık yanlarını gözler önüne sererken, umut ve kurtuluşun da ne kadar kırılgan olduğunu sorgular. Saramago’nun eserindeki anlatım ve temalar, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde derin düşünceler uyandırır.
Okurlara tavsiye ederim sadece kitapta gördüğüm başta zorlandığım dialog kısımlarını ayrı belirtmemiş düz yazı şeklinde yazmış ama ona da kitabı okudukça alışıyorsun herkese keyifli okumalar diliyorum
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Beğendim. Kürk Mantolu Madonna, bir insanın kendini bulma yolculuğunu ve varoluşsal yalnızlıkla yüzleşmesini konu alırken, aynı zamanda insan ruhunun karmaşıklığını da gözler önüne serer.Tavsiye ediyorum Sabahattin AliKürk Mantolu MadonnaGülsüm AYSU GÜZEL
Ey Muhammed ümmeti! Terk eyleme sünneti! Vallahi Muhammedsiz vermiyorlar cenneti..
Sizden Allah için söylenecek bir sözü gerektiren bir durumla karşılaştığı zaman o sözü söylemekten çekinerek kendisini küçük düşürmesin.Çünkü Allah ‘’o sözü söylemekten seni alıkoyan nedir ‘’?diye soracak.’’Kul insanlardan korktuk Ya Rabbi’’diyecek.Allah ‘’halbuki korkmana ben daha layıktım.’’buyuracak. Yağmur İbiç
Bana göre Bioterm, zekânın çip, ruhun veri olduğu bir çağın edebi manifestosudur.Bilincin laboratuvara, insanın algoritmaya dönüştüğü çağda, edebiyatın bilimle kurduğu en cesur temastır.
“Zamanı un ufak eden bir zekâyla karşı karşıyayız; ne insan kaldı geriye ne evrim—sadece kendini var eden bir sonsuzluk algoritması.” Arachnoid MaterSerkan Karaismailoğlu