İnsan kadife bir hatıradan başka nedir ki? Geçmiş: üstümüzü her gece onunla örttüğümüz… uykuların derininde kor yankılarına düşer gibi olduğumuz ve sonra unuttuğumuz. Dağın doruğu ile dağın derini arasındaki mesafeden başka nedir ki insan: derininde kor tutmuş haller, doruğunda ıssızlık bilgisi… Güne ait sesler çoğaldığında hatıranın kendisi de kokusu da bilgisi de silikleşecek… Ve insan sabahın nemi kadar sessiz olmayı isteyecek.
VLADİMİR: Hayatta küçük şeyleri boş vermemeli insan.
ESTRAGON: Ne umuyorsun ki, hep son
ana kadar beklersin.
VLADİMİR:Son an...
ertelenen umut bilmem neyi hasta eder, kim demişti bunu?
ESTRAGON: Niye yardım
etmiyorsun bana?
VLADİMİR: Bazen sonum geliyor sanıyorum. İşte o zaman bir hoş
oluyorum. Nasıl desem? Rahatlıyorum aynı anda da...korkuyorum. KOR-KU-YO-RUM.
Gülünç. Yapacak hiç bir şey yok.
İlk defa böylesine tutuştu gökkuşağı
Renklerim siyah oldu ve siyahım da yandı.
O'ndan başka ne varsa yandı,
Yandık sen ve ben.
O'nu göreyim diye, kıblegâhım da yandı.
Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
Acının ortasında acısız olmayı,
Kalbim ucu kararmış bir tahta kaşık gibiydi bayım.
Kendimin ucunu kenar mahallelere taşıdım.
Aşk diyorsunuz ya,
İşte orda durun bayım
Islak unutulmuş bir taş bezi gibi kalakaldım
Kendimin ucunda
Öyle ıslak,
Öyle kötü kokan,
Yırtık ve perişan.
Siz aşkı ne bilirsiniz bayım
Aşkı aşk bilir yalnız!