Yabani Kuzey, devinimi sevmezdi. Çünkü devinim, yaşam belirtisi demekti. Yaşamsa gücüne gidiyordu Kuzey'in. Her zaman, en ufak bir hareketi bile yok etmek, bu yabani soğuğun var oluş amaçıydı. Akan suları denize ulaşamasınlar diye donduruyor, ağaçları can damarlarına kadar buz kestiriyordu. Ama en büyük, en korkutucu gazabını hep insanoğluna saklıyordu. Zira insan, yaşam döngüsü içinde, hareketsizliğe ve durağanlığa en çok baş kaldıran yaratıktı.
Bir sülale tarihi diyebileceğimiz Boğazdaki Aşiret , yer yer Türk solu tarihi yer yer de Batılılaşma tarihinin belirli dönemlerini resmediyor. Aileler arasında evliliklerle kurulan bağların sanata, ticarete, eğitime, bürokrasiye ve giderek bir yabancılaşma zihniyeti şeklinde hayata nasıl yansıdığı eserdeki ipuçları yardımıyla daha iyi görülecektir zannediyorum.
Yaşanılanlar, görülenler ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insanoğlu için büyük bir nimetti. Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu Dünya'nın şahidi olmaktı.