“Sizin başınıza çok iş açtım,” dedi İnce Memed, “sonuncusu da, yerinizden yurdunuzdan oluyorsunuz.”
“Yeter ki senin canın sağ olsun İnce Memedimiz, bu da geçer,” diye karşılık verdiler.
“Ya İnce Memedin yerini bana vereceksiniz, ya da sizin hepinizi döve döve öldüreceğim.”
“İnce Memedi ne gördük, ne biliriz, ne dr adını duyduk.”
Köylüler ağlıyorlar sızlıyorlar, çırpınıyorlar bağırıyorlardı ama ağızlarından da bundan başka bir siz çıkmıyordu.
“İnce Memed, şahinim.”
Biraz sonra, onu sevip sevmediğimi sordu. Ona bunun bir anlam ifade etmediğini ama sevdiğimi sandığımı söyledim. Üzülmüş gibiydi. Ama öğlen yemeğini hazırladığımız sırada, ortada hiçbir sebep yokken öyle bir güldü ki onu öptüm.