Dünya’yı meydana getiren ağır atomların, yaşam için gerekli atomların, vücudumuzun içerdiği atomların hepsi, zamanında bir yıldızın kalbinde yoğrulmuştur.
Nefes aldığınızda onları solursunuz. Teninize ya da başkasının tenine dokunduğunuzda, yıldız tozuna dokunursunuz.
Bundan üç yüz yıl önce tüm zamanların en ünlü ve parlak bilimcilerinden Britanyalı fizikçi ve matematikçi Isaac Newton, Cambridge Üniversitesi’nden bize kütleçekimi sunan adam, zamanı tam da bu şekilde düşündü: Ona göre bir yanda hepimiz tarafından hissedilen ve saatlerimizle ölçülen zaman vardı, bir de Tanrı’nın zamanı. Yani, akıp gitmeyen, anlık zaman. Newton’ın Tanrı bakış açısına göre ileri ve geri yönde sonsuzluğa uzanan insan zamanının çizgisi, tek bir andan öte bir şey değildir. Tanrı onu tek bir göz kırpmalık süre içinde görür.
Ruhu sevgiye muhtaçtı. Varlığının yaşamsal bir talebiydi bu. Ama sevgiden yoksun büyümüş ve bu süreçte kendini sertleştirmişti. Sevgiye ihtiyaç duyduğunun da farkında değildi.