Dikkat spoiler içerir!
Ülkelerinde yaşanan savaştan kaçan Ferdinand ve karısı Paula, İsviçre'de kendilerine sakin bir yaşam kurar. Ancak Ferdinand'a savaşa katılması için bir çağrı mektubu gelince kurdukları huzurlu yaşamları sona erer. Ferdinand birşeylerin ona hükmettiğini ve kendisini savaşa katılması konusunda mecbur bıraktığını düşünür. Paulaya göre ise savaş bir suç/cinayettir ve kocasının inanmadığı bir amaç uğruna savaşa katılmasını doğru bulmaz. Ferdinand, savaşa katılmak yada karısıyla özgür yaşamak arasında sürekli ikilemde kalır. Savaşa katılmak için karısıyla mücadele etmesi gerekir.
Kitapta Ferdinand'ın arada kalmışlığı, ikilemleri, psikolojik buhranı bence iyi işlenmişti. Özellikle Ferdinand'ın 'savaşı ayıran çizgi' konusundaki düşüncesi günümüze de düşündüren bir konu. (Savaş vardı. Fakat savaş sadece karşı taraftaki ülkedeydi).
Paula'nın Ferdinandla yaptığı savaş karşıtı konuşmaları da etkileyiciydi. (Aksini düşünmene rağmen dünyanın işlediği bu en büyük suça ortak olacak mısın, olmayacak mısın? Çünkü itiraz etmeyen, karşı koymayan herkes suç ortağıdır.)
Stefan Zweig eserlerini beğendiğim bir yazar ve Mecburiyet kitabını da tabii ki beğendim. Zweig'ın okuduğum diğer kitaplarına göre sonu en mutlu biten bu kitap oldu benim için. İlgisini çeken varsa bu mini kitabı okuyabilir.
Herkese keyifli okumalar.
---
İçinde bir şeyler hayır diyorsa, sen de hayır demelisin
---
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175bin okunma
Dikkat spoiler içerebilir!
Lev Tolstoy'un bilinen eserlerinden biri olan İnsan Neyle Yaşar?, yazarın okumuş olduğum ikinci kitabı oldu. (İlk okuduğum Savaş ve Barış kitabıydı).
Kitapta açgözlülük, hırs, kibir, düşmanlık, kötülük... gibi insana zarar veren davranışlardan uzak durmayı öğütleyen 6 kısa hikaye bulunuyor.
Benim en sevdiğim hikaye; kitaba da adını veren 'insan neyle yaşar' oldu. Bu hikaye düşmüş bir meleğin dünyada cevaplarını aradığı 3 sorusu ile ilgiliydi. Bu sorular;
•İnsanda ne var?
•İnsana ne verilmemiştir?
•İnsan neyle yaşar?
-> Bütün insanlar kendilerini düşünüp kolladıkları için değil, içlerindeki sevgiyle yaşıyor.
Soruların detaylı cevaplarını ve hikayeyi merak edenler kitabı okuyabilir.
Diğer tüm hikayeler de ahlaklı bir yaşam sürmek, iyiye yönelmek... üzerine duruyor ve Tanrı'nın insan üzerindeki etkisini dini içerikler ile destekliyor. Belki İslam yerine Hristiyanlıkla ilgili dini bilgiler içeriyor olması bazılarını rahatsız edebilir. Çoğu dinin ortak amacı ahlaklı yaşam üzerine zaten ama yinede kitapta 'Kilise, İncil, Tanrı...' yazıyor olması sizi rahatsız edecekse okumayın. (Allah yerine Tanrı kelimesinden rahatsızlık duyanlarda oluyormuş. Tanrı kelimesini okurken benim aklıma 'Allah' geliyor. Bu benim dinime yönelik değil diye kitapta verilmek istenen asıl mesajları kaçırmama gerek yok. Sonuçta kitabı ben yazmadım ve 'Tanrı' kelimesini değiştiremem. Ben sadece okuyucuyum ve Tanrı kelimesine takılmak yerine, bana doğru gelen düşünceleri anlamayı tercih ediyorum.) Odak noktanız iyiye, doğruya... yönelmekle ilgili düşünceler olursa keyifli bir kitap.
Kısa bir kitaba birkaç saatinizi vermek birşey kaybettirmez bence. Yinede okuyup okumamak size kalmış. Herkese keyifli okumalar.
---
Dünyada barış, insanda iyi niyet olmalı!
---
İnsan Neyle Yaşar?Lev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024234bin okunma
Ot Dergisi'nin Nisan sayısını geç de olsa sonunda okumayı başardım. Bu sayı Tomris Uyar ana temalıydı. Dop dolu bir içeriğe sahipti zaten. Dergi severlerinde bildiği üzere edebiyat, sanat, müzik, magazin, gündem... ne ararsanız var. Bu yüzden uzun uzun yazmıyorum ve bu sayıda en sevdiğim yazı derlemelerine geçiyorum.
Keyifle okuduğum metinlerin başlıkları;
•Şiir kıyılarında aykırı bir öykü Tomris Uyar
•Gorki'in İstanbul'daki bir günü
•Dünyanın en yaşlı ergeninden hayat dersleri
•Ebeveynleri bağışlamak
•Bir yazar kendini yaratmalıdır
•Özgür bir ruha pranga vurulmaz
•'Özünde iyi biri' bey
•Sizin yüzünüz bizim yüzümüz
---
Çiçekleri tanımıyorum pek
Ama açsınlar istiyorum
(Tomris Uyar)
---
Dikkat spoiler içerebilir!
Namık Kemal'in tiyatro oyunu türünde yazmış olduğu Vatan Yahut Silistre kitabı adındanda anlaşıldığı üzere vatan sevgisini konu alıyor.
Yayımlandığı dönemde Namık Kemal'in sürgüne gönderilme nedeni olan bu kitap, yazarın oynandığını gördüğü tek piyesi olması ile de önemli bir yere sahip.
Kitap; Osmanlı devletinde, Kırım savaşının yaşandığı yıllarda geçiyor. Ana karakterler; Zekiye Hanım, İslam Bey, Sıtkı Bey'di. (Ana karakter olarak görmesemde Abdullah Çavuş en sevdiğim karakter oldu -> o bizim ayağımıza gelse kıyamet mi kopar?).
İslam Bey; vatan sevgisini her şeyden üstün tutan, bu yolda şehit olmaya razı ve vatanı kadar Zekiyeyi'de seven genç bir adam. (Vatanını sevmeyen adamdan nasıl aşk beklersin?).
Zekiye; İslam Bey'e ilk görüşen beri aşık kimi kimsesi kalmamış genç bir hanım.
İslam Bey vatanını savunmak için Zekiyeyi bırakıp cepheye gitmek durumunda kalınca. Zekiye İslam Bey'in bir sözünden etkilenir (Beni seven arkamdan ayrılmaz). Erkek kılığına giren Zekiye, İslam Bey'in peşine takılıp Silistre'yi savunmaya (Tuna boyuna) gider... İslam Bey ve Zekiye'yi cephede yenilmesi gereken düşmanlar ve kayıp bir baba beklemektedir.
Aşk ve vatan sevgisinin bir arada olduğu, 4 perdelik bu kısa tiyatroyu merak edenler kitabı okuyabilir.
Vatanını seven herkesi Allah vatana bağışlasın. Herkese keyifli okumlar. :)
---
Bilir misin, bence vatan imanla beraberdir. Vatanını sevmeyen Allah'ını da sevmez.
Vatan Yahut SilistreNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202427,5bin okunma
Üstün Dökmen yazmış olduğu Küçük Şeyler 2 kitabıyla, insanlara rehberlik etmeye, yeni yollar göstermeye, seçeneklerini fark ettirmeye devam ediyor. (suflörlük yapmak yada kendi doğrusunu empoze etmek değil).
Kitap 3 bölümden oluşuyor;
•Suflörlü yaşamlar; (Bireyin kendi iradesini kullanmaktan vazgeçip başkalarının yönlendirmesi/etkisi altına girmesi.)
•Tulumbacı sendromu; (Kafalarındaki belirli hedefler için yola çıkan kişilerin, önlerine aniden çıkan yeni hedeflerden ötürü, yoldan saparak ana hedeften uzaklaşmasıdır.)
•Psikolojik düğümler; (Suflörlü yaşam, tulumbacı sendromu, korkularımız, bitmemiş işlerimiz vb. yaşantımızda yarattığı engeller.)
Kitap, bu ana konular hariç; bağlı ve bağımlı olmak arasındaki fark, gelişime direnç, çocuk yetiştirirken dikkat edilmesi gerekenler, yaşam haritaları, ukdeler, mizah ve okumanın etkisi... gibi çeşitli şeylerden bahsediyor ve birçok konuda farkındalık kazandırıyor.
Yazar tüm kitap boyunca kısa kısa ama birçok konudan bilgi veriyor ve örnek/fıkra/hikayeyle anlattıklarını destekliyor. Tamamen sohbet havasında bir kitap yine.
Daha önce yazarın Küçük Şeyler 1 kitabını okuyup, incelemesini yazdığım için sadece bu kitabın içeriğine yönelik eklemek istediklerimi yazdım. Yazarın yazım tarzı vb. ile ilgili düşüncelerim değişmedi. Merak eden olursa "#238026774" incelememi okuyabilir. (Üşendiğim için tekrar yazarak kendimi yormuyorum :) )
Yaşam haritalarını takip etmeyi, suflörsüz yaşamayı, tulumbacı sendromuyla başa çıkmayı, psikolojik düğümleri çözmeyi... merak ettiyseniz kitabı okuyabilirsiniz.
Boğazınızda ve yolunuzda düğümler oluşmamasını diliyorum... Herkese keyifli okumalar.
Küçük Şeyler 2Üstün Dökmen · Sistem Yayıncılık · 20062,048 okunma