Beynimin içinde şimşekler çaktıran bir eser...
İdeal öğretmen Raçinski..
İki model öğretmen vardır. Biri sistemin; biri ideallerinin adamı. Sistemin adamı olan 'ogretmen', belli prosedüre göre hareket eden, fikir üretmekten geri duran, öğretim izlencesine göre ders veren (!)
ezberlediklerini ezberleterek papağan edebiyatı yapan ve tüm bunların yanında da empatiyle uzaktan yakından alakası olmayan, öğrenciye müşteri, eğitime ticaret gözüyle bakan ve aldığı maaşın hesabını yapan külfet insanıdır.
Ancak ideallerinin adamı olan öğretmen öyle değildir. O ideal bir öğretmendir. Öğrencisine tohum gözüyle bakar;eker, sular, bakar, sever ve çiçeklenmesine vesile olur. Matematik öğretirken, iyilikleri toplamayı, kötülükleri çıkarmayı öğretir. İnsanlığı,insanlara bolmemeyi ve daima kalplerinin sevgiyle çarpmasını öğretir. Yanıcı ve yakıcı maddenin birleşerek sofralarımıza (su) hayat olduğunu, bı patlayıcı ve bı zehirin birleşerek sofralarımıza (tuz) tat olduğunu örnek vererek, kötünün hiç bir zaman kötü kalmayacağını öğretir kimya ile. Sonra sanat içinde sanatçıyı aramaya koyulur öğrencileri ile. Her nesnede nedir ne değildir demeden bir özneye ulaşır. Ve ardından düşündürür muhatabını, verdiği cevaplara sorular aratir. Ufku aydınlatır gecenin; güneş gibi doğar yarınlarına çiçeklerinin...
O çiçeklerin meyvelerinin..
Gerçek öğretmen, meslek olarak değil, ideallerinin rotası olarak görmeli bu kutsal görevi.
Raçinski de böyle bir öğretmendir;tohumda fidanı gören ufku geniş idealist bir aydın.
Moskova'da çok ünlü bir profesörken, verdiği ani bir kararla üniversitedeki görevinden istifa ederek kendi köyüne öğretmen olarak giden yüce ruhlu bir adam..
Üniversite'deki meslektaşları, bu kararından dolayı onun delirmiş olabileceğini düşünseler de, Raçinski'nin ektiği tohumların