Büyük başarı anları, genellikle büyük bir değişimi dizginlerinden kurtarmak için gerekli olan potansiyeli oluşturan, öncesindeki pek çok eylemin sonucudur. Bu kalıp kendini her yerde gösterir. Kanser, ömrünün yüzde 80'ini fark edilmeden geçirir ve sonra birkaç ay içinde bedeni esir alır. Bambu, yer altında geniş kök sistemleri kurarak geçirdiği ilk beş yıl boyunca görülmezken, altı hafta içinde yirmi yedi metre yükseğe ulaşır.
Hz. Aişe (r.anha) ne zaman sadaka verecek olsa üzerine güzel koku sürermiş. Sebebini sorduklarında "çünkü bunu Allah'a yolluyorum" diye cevap vermiş. Ne zaman sadaka verirseniz bilin ki bu Allah'a (cc) gönderdiğiniz bir ameldir.
Son kelime olan "müttakî", takvâ veya vikaye'den gelir. Vikaye aşırı önlem demektir. Toynaklarını korumak için atlara nal çakılır. Bir savaş atının nalları düştüğünde toynakları aşırı hassaslaşır. İnişli çıkışlı yerlerde yürürken toynaklarını nereye koyacağını dikkatle seçtiği ve kendisini incitmeyecek adımlar atmaya özen gösterdiği için İslâm'dan önce Araplar "vikaye" halinin atın takvasını gösterdiğini söylerlerdi. Allah (CC) bu kelimeyi inananların tutumunu tanımlamak için kullanır, "müttakî" kelimesinin temel mânâlarından biri budur.
Bizden önceki insanlar ihtilafa düşüyorlardı. Bu fikir ayrılığını gidermek için içlerinden nebi ardına nebi geliyordu. Fakat peygamberlik son bulduğunda yeni bir nebi ya da resul gelme imkânı olmadığı için geriye zannî alanda ictihaddan başka seçenek kalmadı. Bu da zaten Allah'ın kullarına bir rahmetidir. İçtihat İslâm şeriatını her zamana ve her mekâna uyacak şekilde esnek, kapsamlı ve yenilenebilir yapar. Mezhep imamlarının ihtilafı ruhsat ile azimet arasındadır ve bütün ictihadları makbuldür. Onların görüş ayrılıkları birbirine zıt olmayıp aksine bir çeşitliliktir. İşte bu, Allah'ın kanunlarına giden mezheplerin çok oluşunun hikmetidir.