Hayatımın her döneminde okuyabilecağim kitaplar arasındadır 1984. Diktatörlüğü ve iktidarın kendi çıkarları için yapabileceklerini en iyi anlatan kitaptır sanırım. George Orwell, bu kitabında ütopik bir dünya kurmuş gibi görünsede bana göre büyük öngörü sahibiymiş. Okurken sürekli olarak bu dönemle kıyasladım kitabı.
Okyanusya, Avrasya ve Doğu Asya yaşanan savaşlar sonucu üçe bölünmüş ülkelerdir. Ülkenin dört bir yanında posterleri olan, despot lider Big Brother' in yönettiği Okyanusya, yasaklar ve korkularla sindirilmiştir. Her evde bulunması zorunlu olan tele ekran ( bir çeşit televizyon) ile özel hayat ortadan kaldırılmıştır. Bu tele ekranlar sayesinde parti propaganda yapıyor, isyankarlara karşı nefret aşılıyor insanlara. Aynı zamanda bu ekranlar sayesinde insanların yaptığı her şey görülüp, dinleniyor. Bangır bangır eşitlikten bahseden yöneticiler ve halk arasındaki yaşam kalitesi uçurumlar kadar. Ama yozlaştırılıp, uyutulan halk bunun bilincinde dahi değil. Sistemin ( partinin) insandan önemli olduğu bir dönem yaşanıyor. Sorgulamak, düşünmek, aşık olmak, yakın arkadaşlık kurmak...sistemin istemediği ve sisteme zarar verecek her türlü duygu ve düşünce yasak. Bu duygu ve düşüncelerin yasak olduğu Okyanusya' da aksi bir durum olursa Düşünce Polisi tarafından yakalanıp, idamla ya da işkenceyle cezalandırılıyor insanlar. Sevginin olmadığı kendi anne, babasını Düşünce Polisine şikayet eden çocukların ülkesi haline gelmiştir Okyanusya. İşte insanların robotlaştırıldığı bu ruhsuz ve totaliter rejime karşı olan Winston Smith' in aşkını ve isyanını anlatan olağanüstü bir kitap.
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,1bin okunma
Thales'ten başlayıp Wittgenstein'e kadar birçok filozofu bize kişisel olarak ta tanıtan bir kitap. Parmanidesin aslında bir şair olduğu,Aristo'nun Thales'i aslında kurnaz bir tüccar olarak gördüğü, şairlerin Sokratese dünyayı gezen geveze, lafazancı başı diye ad takmaları, Epikür'ün antik çağın en hor görülen filozofu olup yeme içmeye düşkün olduğu, David Hume 'un dış görünüşü,mizacı kültürlü bir filozofa benzememesine rağmen iyi bir kuşkucu olduğu,Zenon'un ağırbaşlı ve sert oluşu gibi filozoflara ait kişisel bilgiler barındıran bu kitap filozofların görüşlerine arka merdivenden ulaşmayı sağlıyor. Yazara göre arka merdiven dairenin kullanılan girişi gibi düzenli olmayıp dağınık, gösterişsiz ve çıplaktır. Filozofları bilinmedik ya da az bilinen özellikleriyle de ele alıyor.
Çeviriyi çok beğenmesem de felsefeye giriş için okunabilir. Filozofların görüşleri çok detaya inmeden herkesin anlayacağı dilde aktarılmış akıcı bir kitap. Birçok filozofa dair fikirleri kolay hatırlayabilmek için de arada başvurulabilecek bir kaynak olabilir. Felsefe severlerin okumasında fayda var.
Hukukçular, suçtan, masumiyetten, adaletten, adil bir mahkemeden vs. Söz ederler hep .
Fakat aralarından biri, " biz adalet derken , politikacıların toplumsal adaletten söz ederken, kastettikleriyle aynı şeyi mi anlıyoruz, yoksa farklı bir şeyden mi söz ediyoruz ?"
Diye sorarsa , hukukun felsefesini yapmaya başlamış demektir .