“bana söylediklerine göre, bir erkekle bir kadının oğluymuşum. bu hayrete düşürüyor beni… daha üst düzeyde olduğumu sanırdım! hem zaten, bence bir önemi yok nereden geldiğimin? ben, kendi payıma, kendi istencime bağlı olsaydı, açlığı fırtınalarla dost olan dişi köpekbalığı ile yırtıcılığıyla ünlü kaplanın oğlu olmak isterdim.”
insanın sevdiği şeyleri abartarak anlatmasının altında yatan hazzın yerini hiçbir duygu dolduramaz. çünkü o yegâne, zaman ötesinden gelen, tarihsel hiçbir kökene dayanmayan, başıboş ve ancak abartılınca bir yere ve zaman ait olan duygudur. böylelikle bir kimse edinir kendine.