insanın sevdiği şeyleri abartarak anlatmasının altında yatan hazzın yerini hiçbir duygu dolduramaz. çünkü o yegâne, zaman ötesinden gelen, tarihsel hiçbir kökene dayanmayan, başıboş ve ancak abartılınca bir yere ve zaman ait olan duygudur. böylelikle bir kimse edinir kendine.
bazı yazarlar yazdıklarıyla büyür. saroyan ise yazdıklarıyla küçülmeyi, sıradanlaşmayı göze alır. güncesinde kahraman yok. büyük fikirler de yok. yalnızca yaşlanmakta olan bir adamın dünyaya son kez dikkatle bakışı var. belki bu yüzden kitap bittiğinde bir roman bitirmiş gibi değil, uzun bir sohbetten kalkmış gibi hissediyorsun.
üslubunu en sevdiğim yazardır. sahaftan yahut şansınız varsa rastgele bir kitapçının rafında unutulmuş halde bulabilirsiniz belki.