Büyük Büyük Dalip

Büyük Büyük Dalip
Sa souvraya niende misain ye.
Eşyaya kendi dimağımızın mikyasları ile kıymetler veriyor, bunlara körü körüne inanıyoruz. Halbuki tabiatın, asıl idare eden kuvvetin verdiği kıymet hükümleri bizimkilerden kim bilir ne kadar ayrıdır. İşte ben de, kuvvetli olduğunu sandığım ve bana daima böyle olduğu tekrar edilen zekânın, şimdiye kadar hiç tesadüf etmediğim, hatta mevcudiyetinden bile haberdar olmadığım kuvvetler karşısında eli kolu bağlandığını görüyor, şaşırıyordum.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Let’s face it, old friend. In this world it’s only the dead who don’t get noticed.
Some roads, once set out upon, reveal no possible path but forward. Every other track is blocked by snarls of thorns, steaming fissures or rearing walls of stone. What waits at the far end of the forward path is unknown, and since knowledge itself may prove a curse, the best course is simply to place one foot in front of the other, and think not at all of fate or the cruel currents of destiny.
Hava açık olsa da her şeyin üstü görünmez bir kefenle örtülmüş, her şey kendini hemen belli etmeyen ama günü karartan bir kasvete gömülmüş gibiydi; çünkü güneş yüzünü göstermiyordu. Bu durum tasalandırmadı adamı. Güneşsiz günlere alışıktı. Güneşi görmeyeli günler olmuştu; o güler yüzlü kürenin, güney ufuk çizgisinin bir kerte üstünde şöylece bir görünüvermesi için bile birkaç gün daha geçmesi gerektiğini biliyordu.
When ruin is coming, we choose not to see it. We shift our focus, blurring the facts, the evidence before us. And we ready our masks of surprise, along with those of suffering and self-pity, and keep our fingers nimble for that oh-so-predictable cascade of innocence, that victim’s charade. Before reaching for the sword. Because someone’s to blame. Someone is always to blame.