Buck ise ne eve aitti, ne de köpek kulübesine... Tersine, bütün bu dünya ona aitti. Yargıcın oğullarıyla birlikte sarnıca atlayıp yüzer, ava gider, uzun akşamüstü veya sabah yürüyüşlerinde kızları Mollie ile Alice'e eşlik eder; soğuk ve karlı kış gecelerinde kütüphanenin şöminesinde kükreyen ateşin başında Yargıcın ayaklarının dibinde yatar, onun torunlarını sırtında taşır; onlarla birlikte çimlerin üzerinde yuvarlanır, ahırın avlusundaki çeşme civarında, hatta daha ötede, padokların ve böğürtlen çalılarının oralarda giriştikleri vahşi maceralarda dizlerinin dibinden ayrılmadan onları korurdu. Teriyerlerin arasında buyurgan bir tavırla ve azametle yürür, Toots ile Ysabel'i ise tamamen görmezden gelirdi, çünkü kraldı o; Yargıç Miller'in evindeki yürüyen, sürünen, uçan bütün her şeyin kralıydı. İnsanlar dahil.