"Onu bir kez olsun görmedim ve onunla hiç konuşmadım ama şimdi ölünce, birden anladım ki, Dostoyevski bana en yakın, en kıymetli, en gerekli insanmış…" - Lev Tolstoy
Yazarın son kitabı, benim için ise yazarın okuduğum ilk kitabı. Bu kitabı okuduktan sonra romanlara genel olarak bakış açımda bir devrim gerçekleşti desem hiç abartı olmaz. Çünkü bir romanda karakterler aracılığı ile argüman çatışması yaptırmak, iç dünyanı dışavurmak ve fikrini dile getirmek… Bu kadar iyi yapılabileceğini düşünemezdim. Karakterler birbirleri ile girdiği diyaloglarda sert, çetin çatışmalar yapar. Hiçbir karşıt görüş ile yüzleşmekten korkmaz, Dostoyevski. Aslında çatışmalarında 2 tarafa da sarılır diyebiliriz. Ve ikisinin de en güçlü argümanlarını dile getirir. Burada hem okuyucuyu düşündürmek ister, hem de kendi fikrini savunur.
Ana karakterimiz Alyoşa, ismini Dostoyevski'nin 3 yaşında ölen oğlu Alyoşa'dan almıştır. Fyodor Pavlovic'in 3 oğlundan en küçüğüdür. Kendisi inançlı, ama okumuş. İnançlı ama aklı terketmiş olmayan, akılcı olandır. Düşünür, okur, tartışır ama inanmaktan da korkmaz. Zaten, Dostoyevski inançlı bir insandır. Bu yüzden ana karakter olarak onu seçmiştir. Kitap hakkında detaylı analiz yapmak isterdim. "Büyük Engizisyoncu" ile dine yapılan sert eleştirileri analiz etmek(bu bölüm çok çarpıcı), 6. Kitap boyunca rahip Staretz Zosima'nın din hakkındaki düşüncelerini sayfalarca analiz etmek isterdim. Vakit olursa belki bir gün… Örneğin; Dostoyevski, "Büyük Engizisyoncu" metniyle dine yapılan büyük eleştirileri dile getirir. Bunun için Alyoşa'nın abisi Ivan'ı konuşturur. Ivan, üniversite eğitimi almış, şüpheci ve güçlü bir karakterdir. Dostoyevski adeta "Hodri meydan, her düşünce ile yüzleşeceğim" demektedir. Kitap boyunca hem inançsızlık, hem de geleneksel inanç ve dincilik