Don Kişot, İspanyol soylusu Alonso Quijano'nun, okuduğu şövalye hikayelerinden etkilenerek Don Kişot adını alması ve bir şövalye gibi maceralara atılmasını konu alır. Don Kişot, yanında sadık seyisi Sancho Panza ile birlikte, dünyayı kötülüklerden arındırmak ve adaleti sağlamak amacıyla birçok maceraya atılır. Ancak onun hayalleri ve gerçeklik arasındaki çatışma, komik ve trajik olaylara yol açar.
Roman, hayal ile gerçek, idealizm ile realizm arasındaki çatışmayı derinlemesine işler. Don Kişot, hayallerinin peşinden koşan bir idealisttir; ancak dünyası, onun hayal ettiği şövalye hikayelerinden çok farklıdır. Bu durum, Don Kişot'un sürekli olarak gerçekle yüzleşmesine ve bu yüzleşmelerin trajikomik sonuçlar doğurmasına neden olur.
Eserin baş karakteri Don Kişot, cesareti ve hayal gücüyle öne çıkan bir figürdür. Onun yanında, sağduyulu ve pratik zekasıyla bilinen Sancho Panza, eserin gerçekçi yönünü temsil eder. İkilinin arasındaki dinamik, eserin komedi unsurunu güçlendirirken, aynı zamanda insan doğasına dair derin gözlemlerde bulunur.
Cervantes, Don Kişot’ta ironi ve mizahı ustalıkla kullanır. Anlatıcı, karakterlerin zayıflıklarını ve kusurlarını eleştirirken, aynı zamanda onların insani yönlerini de ön plana çıkarır. Cervantes, klasik şövalye romanlarının kalıplarını yıkarken, modern romanın temellerini atar.
Don Kişot, yalnızca Cervantes'in değil, tüm dünya edebiyatının en etkili eserlerinden biridir. Roman, insanın hayal gücünün sınırlarını ve bu hayallerin gerçekle olan ilişkisini sorgular. Ayrıca, edebiyat dünyasında mizah ve eleştirinin bir arada nasıl kullanılabileceğini gösterir.