başka hikayelere benzemesi ağırıma gidiyordu. Ne zaman bir şeye el atsam, Müzeyyen, Meksikalı ya da bilmem nereli bir yazarın ya da bir kitabın adını veriyor ve oralarda da benzer şeyler olduğunu söylüyordu. Her şey benden önce olmuşsa, bana olacak bir yer, durum kalmıyor muydu ? Bana ait tek kişilik bir iskemle, oda yok muydu bu dünyada?
Bir erlerde, sesi mor hareli Müslüm abim söylüyor ya da bana öyle geliyordu : '' Bu dünyada yerim yokmuş, yokmuş. Keşke bir yalan olsaydım, olsaydım.''
Kısır kadının anne oluşu ve uzak, kimselersiz bir yıldızda inleyen bir stradivarius. Ve biz, milyarlarca, aşkın, yalanın, alçaklığın, kahramanlığın ; kapıları, kapakları,kuş uçurmaz uzaklıkları ve ayrılıklarıyla, kahrolası yasaklarıyla, bu acayip kaos karanlığında, biz ikimiz ! İki müthiş hasret, iki parça can...