Eda Özdemir

Gözlerinin önüne görüntüler gelene dek yumruklarını gözbebeklerine bastırıyor, renk derecesi yüksek parlak bir beyazlık içinde. Otuz dokuz yaşında bir kadın, Sayda kentinin öğle sıcağında öldürülüyor. Güneş öyle yüksekte ki kadın düşerken gölgesini bile bırakmıyor yere. Resim sarı. Kadının adı. Altyazı eksik. Böyle bir yüz, yüz değil artık, açık bir mezara eğilmiş.
Kitap Alıntısı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Çağdaş ölümün, kendini aşan ya da öteki değerlere ilişkin bir anlamı kalmamıştır artık. Ölüm, doğal bir sürecin kaçınılmaz sonucundan başka bir şey değildir. Olgular dünyasındaki sayısız olaylardan yalnızca biri. Ama ölüm, tüm kavramlarımıza ve yaşamımızın anlamına öylesine aykırı bir olaydır ki, ilerleme ve gelişme felsefesi, (Ozan Scheler’in “Nereden Nereye” diye sorup soruşturduğu “İlerleme İnancı”) bir büyücünün elindeki parayı yok etmesi gibi ölüm olayını sanki ortadan kaldırdığını sanıyor. Çağdaş dünyadaki her şey ölüm sanki yokmuş gibi işler. Kimse ona önem vermez: ölüm her yerde bastırılır. Siyasi demeçlerde, reklamlardaki, ahlâk ve törenlerimize ilgili yayınlarda; hastaneler, eczaneler ve spor kulüplerince bize sunulan indirimli sağlık ve mutluluk programlarında ölümün adı bile anılmaz. Oysa, neye el atsak orada ölümü buluruz. Ve de bir aşama olmaktan vazgeçen ölüm, kendisine sunulan hiçbir şeyle doymayan kocaman ve obur bir kursak olarak çıkar karşımıza. Sağlık, toplum sağlığı ve doğum denetimi, harika ilaçlar ve yapay besinler yüzyılı, polis devletlerinin ve toplama kamplarının, Hiroşima’nın ve polis (öldürme) yetkilerinin de yüzyılı oldu. Kimse ölümü, kendi ölümünü düşünmüyor (Rilke’nin çağrısına uyan yok); çünkü kimse, kendine özgü bir hayat yaşamıyor artık. Topluca yaşanılan bir hayatın meyvesi de topluca boğazlanma oluyor. Octavio Paz / Yalnızlık Dolambacı
Mutluluk kolay iş değildir: Onu içimizde bulmak zor, başka yerde bulmak imkânsızdır. Chamfort
Bir şey noksandı, fakat bu neydi? Evden çıktıktan sonra bir şey unuttuğunu fark ederek duraklayan, fakat unuttuğunun ne olduğunu bir türlü bulamayarak hafızasını ve ceplerini araştıran, nihayet, ümidini kesince, aklı geride, ileri gitmek istemeyen adımlarla yoluna devam eden bir insan gibi üzüntülüydüm Sabahattin Ali - Kürk Mantolu Madonna
Edebiyat & Roman
Ufalıyor alışkanlığın zincirini Nicedir beklenen göçebe sıçrama; Ve uzun süren kış uykusundan O vahşi soy yine açıyor gözlerini dünyaya. John M. O'Hara'nın "Atavizsm" şiirinden.