Tahsin Özmen

Tahsin Özmen
@Hikimse
Herhangi biri
Bir şeyin haddini aşınca zıddına dönüştüğünü biliyordum. Mesela gözyaşı ve ağlama haddi aşarsa insan artık gülmeye başlar veya çok gülen insanın tavrı tersine dönüp gözünden yine yaş gelirdi. Atlar hızlanınca arabanın tekerlekleri nasıl hızla döneme başlar ve gitgide tersine dönüyormuş gibi görünürse, bütün sevinçler sonunda kedere, bütün kederler sonunda neşeye bütün konuşmalar da sonunda sükûta varır.
Reklam
Asılmak üzere olan bir adamı düşün mesela. Onu asarsın ve her şey biter. Ama onu, asılması için yapılan bütün hazırlıklara şahit olmaya zorlarsan ve tam darağacının önüne getirdiğinde infazının ertelendiğini söylersen adamın hayatının geri kalanını zehir etmiş olursun.
Sayfa 33
Ağlamak, uğradığımız felaketlere karşı vücudumuzda kalan kuvvet kalıntılarının bir feryadıdır. Ağlayamadığımız zamanlar, biz de o gücün mahvolduğu vakitlerdir ki onun yerine var olan bu sessizlik, en şiddetli acıların sebep olduğu göz yaşlarından bile daha yıkıcıdır.
Yani insanı hep yarım görüyoruz ya onu seviyoruz,birinci realitesi içinde; ya da nefret ediyoruz ondan,ikinci realitesi içinde. Fakat nefretimiz esas.çünkü onun birinci realitesini kendi hayalimiz sanıyoruz ve aşkta hayal kırıklığına uğrayınca,bunun,hakikatte, ikinci realiteye çarpan birincinin kırıklığı olduğunu anlamıyoruz.
İnsanların en zayıf tarafları, sormadan, araştırmadan, düşünmeden, kafalarını patlatmadan inanmak hususundaki hayret verici temayülleridir. Dünyadaki yalancı peygamberleri yetiştirmek ve beslemek için en iyi gübre, işte bu bilmeden inanmak için çırpınan kalabalıktır.