Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

7/10
·116 syf.··
2019 15. kitabı
Konusu için 9 yaşında İstanbul'a getirilen Çerkez esirin büyürken yaşadığı ötekileştirilme ve aşk hikayesi denilebilir. Okurken Dilber için üzülürken, "Böyle seven bulunur mu, Celal Bey?" diyeceksiniz. Bir çırpıda biten harika bir eserdi. Okurken bir filmin içindeymişçesine sahneler gözünüzün önünden akıp gidecek. Sergüzeşt, Türk Edebiyatının aynı zamanda ilk gerçekçi eseri olarak kabul edilir. Keyifli okumalar dilerim.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Tropikal Kitap · 201956,4bin okunma
10/10
·116 syf.··
Beğendi
·
2019 6. kitabı
·
90 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2019 20:26
Kitapta baş kahraman "Dilber"dir. Dilber Kafkasya'dan gelen satılık bir esirdir. İlk satıldığından itibaren ona eziyet edilmeye başlanmış ve pek çok satılmıştır. Daha sonra son satıldığında ise Celal Bey denen bir ressama satılır.Celal bey ve Dilber birbirlerini sever fakat itiraf edemezler.Bunu öğrenen Celal Bey'in annesi Dilber'i Mısır da tanıdığı bir esirciye satar. Bunu öğrenen Celal Bey delirir. Dilber Mısır'da iken mutlu değildir.Ve Celal Bey'i her zaman özlemektedir. Kitabın sonunda Dilber bütün bu olanlara dayanamayıp kendini Nil nehri sularına bırakır.
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Tropikal Kitap · 201956,4bin okunma
9/10
·116 syf.··
Beğendi
·
2020 22. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2020 16:27
Kitabın tadı damağımda kaldı desem yeridir. Ne güzel anlatmış, bir solukta yaşayıverdim sanki olanları. Türk Edebiyatından okuduğum kitapların güzel olması beni çok mutlu ediyor. Elinize bir kez almanız yeterli olacaktır bitirmeniz için, şimdiden iyi okumalar.
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Tropikal Kitap · 201956,4bin okunma
Puan vermedi·116 syf.··
2019 77. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 05 Ekim 2019 17:32
Bir kalp, sevmek için mutlaka servete, asalete mi muhtaçtır ? Bence en gerçek ikbal, ruhun göründüğü iki güzel göz, en büyük servet, kalbin hissini gösteren gül renginde dudaklardan akseden tebessümdür. Güzellikten büyük asalet, temiz bir kalpten büyük servet mi olur ?
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Tropikal Kitap · 201956,4bin okunma
uçurumdan döndüm
Puan vermedi·116 syf.··
2012 1. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2012 01:09
bestseller zırvalığı yüzünden henüz kitaplarla yeni tanışmışken okumayı bırakacaktım ki bu kitaba rastladım , bana okuma okuma alışkanlığını kazandıran kitap
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Tropikal Kitap · 201956,4bin okunma
KLOPATRAYDIM JULİYET OLDUM, SALDILAR MISIRA NİLDE BOĞULDUM TEMALI KİTAP!!!
9/10
·116 syf.··
2020 10. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2020 10:04
Köle!, Ergen!, Asil!, Soylu!, Ressam!, OSMANLI!!! Efendim kitabımızın konusu; çocukluktan esir edilmiş Dilberimizin zamanla keder ve müsfetten dolayı ay olup Dilber Ay olmasını konu alıyor. Kitabımızda yazarımızın politik düşüncesi gözden kaçmıyor. Samisfjsjfkavpaşakvkszade Sezai abimiz "İsyağğğnn" dercesine Osmanlıyı bir sağa bir sola vurmuş ve köle ticaretinin cinayetini gözler önüne sermiş. Aşık Crayz boy oğlanımız bir avare, serkeş! Anası; ben naptim yavrim gitti. dercesine feryatlı ve de kahpeeece bir asillik takınsıyla ettiğini buluyor. -Alın ulannn! Alın gözünüz soysun zengin köpekler! Aşkıma engel oldunuz alın!!! Kölelerin İsyan ettiği, asillerin asil istediği, klopatranın julyet olduğu bu kitabımız kitap gibi kitaptır. Okuyabilirsiniz.
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Tropikal Kitap · 201956,4bin okunma
Sergüzeşt
7/10
·116 syf.··
2019 88. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2019 14:49
Ben kitabı 90. sayfaya kadar çok beğendim. Ama son kısımları birazcık saçma bulmakla birlikte beğenmedim. Yani daha farklı bitebilirdi. Ama Sami Paşazade Sezai'nin betimlemeleri çok güzel bunları görmek için okuyun derim. 10 üzerinde 7 veriyorum.
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Tropikal Kitap · 201956,4bin okunma
Puan vermedi·116 syf.··
2020 2. kitabı
Çocuk yaştan beri oradan oraya savrulan, boynu eğilmeye mahkum ama daima dik durmaya çalışan, ayrıldığı evlerden geldiği gibi çıkan güzel Dilber'im. Evet belki de ona en yakışan cümle bu "geldiği gibi giden" ... Samipaşazade Sezai öyle bir son yazmış ki Türk Edebiyatı klasiklerinden olması kaçınılmazmis. Eseri mutlaka Tanzimat Edebiyatı eserleri arasında duymuşsunuzdur ama yalnızca ezberlediginiz ve unuttuğunuz bir bilgi olmasın. Zaten okursaniz neden unutamayacaginizi anlarsınız. .
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Tropikal Kitap · 201956,4bin okunma
Puan vermedi·116 syf.··
2019 27. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2019 23:02
Köleliğin toplumu ve bireyleri nasıl deforme ettiğini bu kavramın toplumdan silinmesini ne büyük nimet olduğunu bu kitapla daha iyi anladım.Aynı zamanda kitabın içindeki betimlemeler çok iyi insanı hikayenin içine çekiyor.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Tropikal Kitap · 201956,4bin okunma
Puan vermedi·116 syf.··
2019 70. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 05 Ekim 2019 01:02
Okudugum ilk Türk klasiğiydi. Gayet hoş ve akıcı, cezbedici bir üslupla yazılmış film seyreder gibi okuduğum bir kitap oldu .Spoiler vermemek için uzun uzun yazamayacağım. Dilber in iç burkan hikayesi... Maalesef gerçek olaylar müşahede edilerek yazılmış bir eser gibi. Yazarın annesinin de bir Çerkes olduğu düşünülünce.. Yazarımızın güzellikleri veya bazı tasvirleri yaparken doğaya atfı dikkatimi çekti. Onun haricinde yabancı bir yazara yapılan övgülerden daha fazlasını hakeden bir kitap.
1000Kitap
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Tropikal Kitap · 201956,4bin okunma

Yazar Hakkında

Samipaşazade SezaiYazar · 18 kitap
Sami Paşazade Sezai (Osmanlıca: سامى باشا زاده سزائى), (d. 1859 İstanbul - ö. 26 Nisan 1936 İstanbul) Türk realist öykücü, romancı.rnrnTürk Edebiyatının ilk gerçekçi romanlarından birisi olma özelliğiyle edebiyat tarihinde büyük önem taşıyan “Sergüzeşt” adlı romanın yazarıdır. Türk edebiyatında modern kısa hikâyenin kurucularındandır. Yaşamı 1859 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Tanzimat devrinin ileri gelen isimlerinden, Osmanlı Devleti’nin ilk Maarif Nazırı (Eğitim bakanı) Abdurrahman Sami Paşa ile Paşa’nın ikinci eşi olan Dilarayiş Hanım’ın oğludur. Babasının Taşkasap, Taşkasap’taki konağında özel öğrenim gördü. Konaktaki eğitim yıllarında Farsça, Arapça, Fransızca, Almanca; daha sonra Londra’da görev yaptığı yıllarda İngilizce öğrendi. Yirmi yaşına kadar resmi bir görev almayıp, edebiyat konusundaki bilgilerini artırmayı tercih etti. “Maarif” başlıklı ilk yazısı 1874 yılında “Kamer” adlı gazetede yayımlandı. 3 perdelik bir piyes olan “Şir” isimli ilk eseri 1879’da yayımlandı. 1880'de, ağabeyi Abdüllatif Suphi Paşa’nın başında olduğu Evkaf Nezareti Mektubi Kalemi’ne memur oldu. Babasının ölümünden sonra da Londra elçiliği ikinci kâtipliğine atandı. Orada kaldığı dört yıl boyunca İngiliz ve Fransız edebiyatlarını yakından izledi. 1885’te elçilik görevlerinin şapka giymesi yasağına uymadığı için elçilik kadrosu azledildiğinde İstanbul'a döndü, İstişare Odası’na memur oldu. Bu dönemde Latife Hanım ile kısa süren bir evlilik yaptı. 1885 - 1901 arasında İstanbul’da yaşadı ve edebi açıdan verimli bir dönem geçirdi. Abdülhak Hamit ve Recaizade Ekrem ile yakın dost oldu. 17-18 yaşlarında iken tanıştığı Namık Kemal ile sürekli mektuplaştı. Diğer Tanzimat yazarları gibi çok sayıda eser vermedi; bir roman, iki küçük hikâye kitabı, hatıra ve seyahat yazıları yazdı. 1888’de bir paşazade ile cariyenin aşk öyküsünü anlattığı Sergüzeşt adlı romanı yayımlayarak Şemseddin Sami, Namık Kemal ve Ahmet Mithat Efendi'den sonra Türk edebiyatının ilk romancıları arasına girdi. Alphonse Daudet'den “Jak” romanını Türkçeye çevirdi. 1891’de hikayelerini “Küçük Şeyler” adlı kitapta topladı. 1897'de İkdam Gazetesi'nde makaleler ve hikayeler yazdı. Bazı makale ve hikayelerini “Rumuzü'l-Edeb” (1898) adlı kitapta topladı.rnrnSergüzeşt romanı yüzünden göz hapsine alındığını düşünerek bundan kurtulmak için 1901’de Paris'e gitti ve 1908'de Meşrutiyet'in ilanına kadar da orada kaldı. Yurtdışına kaçışını Servet-i Fünun Dergisi’nde yayımlanan “1901‘e Ait Bir Hatıra” başlıklı yazısında anlattı. Paris’te Jön Türkler’le tanıştı; İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katıldı ve cemiyet içinde saygın bir yere geldi. Cemiyetin 15 Şubat 1902’de yayın hayatına başlayan "Şüra-ı Ümmet" adlı yayın organında Osmanlı Devleti politikalarını ve rejimini eleştiren yazılar yayımladı. Paris yıllarını “1901’den İtibaren Paris’te Geçen Seneler”, “Paris Hatıratından”, “Paris’te Yedi Sene” adlı yazılarında anlattı.rnrnII. Meşrutiyet’in ilanı üzerine İstanbul'a döndü ve Madrid elçisi olarak görevlendirildi. I. Dünya Savaşı başlayınca Madrid'den İsviçre'ye geçti, savaşın sonuna kadar burada kaldı. İspanya yıllarını “Gırnata ve El-Mescidü’l Camia: Elhamra” adlı iki yazıda, İsviçre’de geçirdiği zamanı “İsviçre Hatıratı” başlıklı yazılarında anlattı.rnrnMütareke devrinde 1921 yılında yaş haddi dolmadan hükümet tarafından emekliye sevkedildi ve İstanbul'a döndü.rnrnSon yıllarını Kadıköy’ün Mühürdar semtindeki evinde geçirdi. Çok sevdiği yeğeni İclal'in ölümü üzerine yazdığı mensur bir mersiye ile daha bazı nesir ve hatıralarını 1924’te yayımladığı “İclal” isimli kitapta topladı.rnrn1927'de kendisine Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kararıyla "Hidamat-ı Vataniyye" tertibinden maaş bağlandı. 26 Nisan 1936 tarihinde İstanbul'da zatürreden öldü. Cenazesi, Göksu’daki aile mezarlığına, yeğeni İclal’in yanına defnedildi. Edebi Kişiliği İlk eserini Namık Kemal etkisinde yazdığı “Şir” adlı eseri ile tiyatro oyunu alanında veren sanatçı; roman, hikâye, hatıra, sohbet, makale ve şiir ile üne kavuştu. Tek romanı olan Sergüzeşt, bütünüyle esaret konusunu işleyen ilk roman olarak edebiyatımızda yer aldı; cariyelik ve kölelik siteminin eleştirildiği roman, onun en ünlü eseri oldu. Besim Ömer Paşa tarafından Fransızca’ya çevrildi. Romanının getirdiği ünle hikâyeci yönü gölgede kalmış olsa da hikayecilik yönü çok güçlü bir yazardı. Küçük olayları konu alan hikâyeleri ile kısa hikâye türünü, Türk edebiyatına soktu. Tanzimat döneminin en genç yazarı olan sanatçı, “Küçük Şeyler” adlı kitabı ile Servet-i Fünun yazarlarını etkiledi. Namık Kemal’in etkisiyle bir çok hikayesinin dilini süsledi, uzun cümleler kullandı. Yazılarında romantizm ile realizmi birleştirdi. “Sanat için sanat” anlayışıyla eserler verdi. Konularını her zaman yerli hayattan seçti.