"Yaşam", bizi yaralayan ve incitenler de dahil olmak üzere, bizi biz yapan her şeyi “yakıp kül"e dönüştürmektir. İnsan topluluğuna ilişkin en derin içgörüleri kazanmamızı ise ancak ve ancak büyük acı deneyimi sağlayabilir. Nietzsche bu deneyimin bizi ille de “daha iyi" insanlara dönüştürmesi gerekmediğine, ama "çok daha derin" kıldığına dikkat çeker. İçine düştüğümüz "uçurumlardan" ve "hastalıklarımızdan" kurtulup, "yeniden doğmuş" bir şekilde yaşama "döneceğiz".
Dev bir çukurmuş gibi korkutur beni uyku, Belirsiz bir dehşetle dolu meçhul bir yol bu; Bütün pencerelerde sadece sonsuzluk var,
Ve ruhum ki her zaman dertli baş dönmesinden, Hiçliğin o duyarsız tavrına haset duyar. Ah! keşke bu dünyaya gelmemiş olsaydım ben!
Hepimiz sahtekâr olduğumuz için birbirimize tahammül ederiz. Yalan söylemeyi kabul etmeyen birisi ayağının altındaki toprağın kaydığını görürdü: Sahteliğe biyolojik olarak tâbiyizdir.