Dijital ağ başlangıçta sınırsız özgürlük ortamı olarak coşkuyla karşılanmıştı. Microsoft'un reklam sloganlarının ilki olan "Bugün nereye gitmek istiyorsunuz?" internette sınırsız bir özgürlük ve hareketlilik telkin ediyordu. Bugün başlangıç dönemlerindeki bu coşkunun bir yanılsama olduğunu görüyoruz. Sınırsız özgürlük ve iletişim topyekûn kontrol ve gözetlemeye dönüşmüş durumda. Sosyal medya da giderek artan bir şekilde toplumsal olanı gözetleyen ve acımasız bir şekilde sömüren dijital panoptikonlara benziyor. Bizi disipline etmeye çalışan panoptikonlardan kurtulur kurtulmaz yeni, çok daha güçlü bir panoptikona teslim ediliyoruz kendimizi.
"Bizim alınyazımız, fakat
Durmadan didinmek.
Biz acılı insanlar
Saatler ve yıllar boyunca körü körüne,
Başını taştan taşa vurarak akan bir
Su gibi
Bilinmezliklerin içine
Atılarak
Ömrümüzü tüketiriz."
Dionysoscu kelimesinin anlamını sadece anlamakla bu kelimede kendi benliğini yakalayan kişi, Plato'nun veya Hıristiyanlığın veya Schopenhauer'in hiçbir yalanlamasına gereksinim duymaz. -O, çürümüşlüğün kokusunu almaktadır.
Dionysos'un gerçek acısı, tıpkı bir havaya, suya, toprağa ve ateşe dönüşümdür ve bütün acıların kaynağı ve sebebi ve haddi zatında son derece sevimsiz bir şey olarak bireyin içinde bulunduğu duruma da bu gözle bakmamız gerekmektedir. Bu söz konusu Dionysos'un gülümsemesi, bütün Olimposlu tanrılara, gözyaşları ise insana sıçramıştır. Onun, organları sökülmüş bir tanrı olarak varlığında, Dionysos, zalimce barbarlaşmış bir şeytan ile iyi huylu, barışçıl bir tanrının çift yönlü doğasına sahiptir.