Kubilay Atmaca

Kubilay Atmaca
@Hindbrain
Sırt Çantalı Ex nihilo nihil fit, et in nihilum nihil potest reverti.
Nereden geldiğimi artık söyleyemem: tapınaklarda inançsızım; sitelerde coşkusuzum; hemcinslerimin yanında meraksızım; yeryüzünde kesinliğim yok. Bana belirgin bir arzu verin dünyayı alt üst edeyim. Her sabah bana diriliş komedisini ve her akşam mezara giriş komedisini oynatan, ikisi arasında da cansıkıntısı kefeninin azabından başka hiçbir şey yaşatmayan o fiiliyat utancından kurtarın beni...
Sayfa 98
Felsefe
Reklam
Kaygılarından Kurtulmuş Şeytan
Şeytan'a doğru mu döneceğiz? Fakat ona dua etmeyi beceremezdik: Ona tapmak, içedönük bir biçimde dua etmek, kendimize dua etmek olurdu. Apaçık gerçekliğe dua edilmez: Kesin, tapınma nesnesi değildir. Tüm özniteliklerimizi kendi benzerimize yüklemişizdir ve görkeme benzer bir süs vermek için onu karalarla örtmüşüzdür: Yas giysilerine bürünmüş hayatlarımız ve meziyetlerimizdir o. Önde gelen niteliklerimiz olan kötülük ve sebatla donatarak benzerimizi mümkün olduğu kadar canlı kılmaya uğraşırken tükenmişizdir; onun suretine şekil verirken, onu çevik, oynak, zeki, müstehzi, özellikle de sinsi kılmaya çabalarken güçlerimiz helâk olmuştur.
Sayfa 24
Felsefe
burzum
Sözler : Çalıların arasında baktık Bize başka bir çağı hatırlatanlara Ve umudun uzak olduğunu söyledim Sonsuza dek Elf şarkısını duyduk ve Bir zamanlar şimdi olan su damlattı Uzakta Tüm kan Tüm hasret ve acılar Hüküm Ve karıştırılabilecek duygular Uzaktalar Sonsuza dek Biz ölmedik Hiç yaşamadık youtu.be/Wry9G6rcdQw
Müzik
Güzelin kayboluşu
Güzeli artık algılayamıyoruz, güzel artık dijitalize olmuştur. Dijitalize olan güzel artık gerçek hayatta değerini kaybetmektedir. Güzel artık beklentileri (beğeni) eşliğinde sosyal medya pazarında ve benzeri platformlarda kendisini bir obje niteliğinde reddetmektedir. Byung-Chul Han'dan esinlenerek...
Felsefe
Üçüncü Diyalog
MADAM DE SAINT-ANGE: Bir kadın hangi durumda olursa olsun, sevgilim, ister kız, ister kadın, ister dul, kendini sabah akşam düzdürmekten başka arzusu, meşguliyeti, amacı olmamalıdır: Doğa onu bu biricik amaç için yarattı; ama, bu niyeti yerine getirmek için çocukluğunun tüm önyargılarını ayaklar altına almasını istiyorsam eğer ondan, ailenin emirlerine en kesin itaatsizliği buyuruyorsam ona, ebeveynlerinin tüm öğütlerini en kesin biçimde aşağılamayı buyuruyorsam ona, kabul etmelisin ki Eugénie, kırılması gereken tüm engeller içinde bir an önce ortadan kaldırılmasını öğütleyeceğim engel elbette evlilik engeli olacaktır. Gerçekten de Eugénie, baba evinden ya da yatılı okuldan henüz çıkmış genç bir kız düşün, hiçbir şey bilmiyor, hiçbir deneyimi yok, hiç tanımadığı bir erkeğin kollarına hemen atılmak zorunda, sunakların dibinde bu adama itaat yemini etmek zorunda, bu öyle haksız bir sadakattir ki genellikle yüreğinin en derininde duyduğu en büyük arzu, sözünü tutmamak olur. Eugénie, yeryüzünde bundan daha korkunç bir yazgı olabilir mi? Yine de o genç kız artık bağlanmıştır; kocası hoşuna gitsin gitmesin, ona ister yumuşak davransın isterse de kötü muamele etsin, şerefi bu yeminlere bağlıdır: Eğer yeminine engel olursa lekelenir; kendinden vazgeçmesi ve boyunduruğu sürdürmesi gerekir, acıdan ölme pahasına da olsa... Hayır, Eugénie, hayır, biz kesinlikle bu amaç için doğmadık; bu saçma yasalar erkeklerin eseri, bunlara boyun eğmek zorunda değiliz. Boşanmak bizi tatmin edebilir mi? Hayır, kuşkusuz. İlk bağlandığımız kişide kaçırdığımız mutluluğu ikincisine bağlanmakta bulacağımızı kesin olarak kim söyleyebilir? O halde, bunca saçma düğümlerin tüm kısıtlamalarından gizlice kurtaralım kendimizi, bu türden düzensizliklerimiz, ne kadar aşırıya vardırsak da, doğayı asla ihlal
Sayfa 55
Edebiyat