Kaan Yakup TAN

Hep böyle bir tablo yaptırmak istemiştim, yaptırdım(:
Bazen bütün varlığımı öyle baş döndürücü bir sarhoşluk, öyle dört başı mamur bir saadet kaplardı ki, kalbimde istihza duygusunun izi bile kalmazdı. Baştanbaşa inanç, ümit, sevgi kesilirdim. Çünkü o anlarda bir mucizeyle, dıştan gelecek bir yenilikle her şeyin açılıp genişleyeceğine, önümde hayırlı, güzel ve bilhassa tamamıyla hazır bir çalışma ufku (ne olduğunu tam olarak kestiremiyordum, ama önemli olan da tamamen hazır olmasıydı) açılacağına körü körüne inanırdım; yani neredeyse, beyaz bir at üzerinde, başımda defne çelengiyle dünyanın orta yerine çıkıveriyordum. Kendimi hiçbir zaman ikinci derece bir rolde göremiyordum. Gerçek hayatta en sonuncu kademeye isyansız katlanabilmem bu yüzdendi.
Sayfa 60
Hayata Dair
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Aslında benim ne istediğimi biliyor musunuz? Hepinizin canı cehenneme! Huzur, sükunet istiyorum ben. Beni rahatsız etmesinler diye bütün dünyayı bir kapiğe satarım. Beni kıyametin kopmasıyla çaysız kalmam arasında bir seçime zorlasalar, dünyanın yıkılmasının umurumda olmayacağını, ama çayımdan vazgeçmeyeceğimi haykırırdım.
Sayfa 131·Kitabı okudu
Kendi kendisine düşünmeyi öğrenmesini öğrenmiş insan, tabiatın meydana getirdiği kanlı canlı insana benzer. Çünkü eser tıpkı bir insan gibi vücut bulur; düşünen kafa dışarıdan gebe kalır ve daha sonra onu rahminde taşır ve zamanı gelince doğurur.
Sayfa 31·Kitabı okudu
İnsan bir kâinattır, koca kainat da bir insandır. Teker teker bakarsan çok görürsün. Bütün bakarsan tek görürsün.