“Yeni tanıştığı bu avukatlar, subaylar, işadamları ve bankacılarla, işçi sınıfının üyeleri arasındaki ayrımın, yedikleri yemeklerdeki, giydikleri giysilerdeki ve oturdukları mahallelerdeki farklılıklardan başka bir şey olmadığı kafasına dank edene kadar düşündü.”
“Geçmişte işçi sınıfına göre daha derli toplu görünen, iyi giyimli kimselerin zekânın iktidarına ve güzelliği takdir gücüne sahip olduğunu sanmakla ne büyük aptallık etmişti. Kültürün giyimle atbaşı gittiğine, üniversite eğitimiyle derin bilginin aynı şeyler olduğuna inanarak nasıl da kendini kandırmıştı.”
“Onu sevmemin feci bir kaza olduğunu ben de söylüyorum, ama kendime de engel olamıyorum. Siz babamı sevmenize engel olabilir misiniz? Bende de aynı şey işte. Benim de onun da içimizde bir şey var, bugüne kadar orada olduğunu bilmezdim, ama orada duruyor ve onu sevmeme neden oluyor. Ona âşık olacağımı aklıma bile getirmezdim ama âşığım işte.”