Ayşə Həsənova

Ayşə Həsənova
Baku State University
Azerbaijan, 17 ağustos 2001
69 okur puanı
Temmuz 2021 tarihinde katıldı
Neyi var bu dünyanın böyle?
9/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2021 15. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Ağustos 2021 21:34
Bir anne nasılmı olmalı? diye düşündüğümde kafam da bir çok şey canlanırdı eskiden. Çocuğuna zaman ayırmalı, ona sevgi göstermeli, iyi büyütmeli; eğer bu dünyaya bir bebek getiriyorsa ona iyi bir yaşam sağlamaya mecburdur derdim. Bana göre anne ve babalar kusursuz olmalı, öyle olmalı ki çocukları bir başkasını değilde onları idöl seçib büyümeli. Fakat “Böğürtlen kışı”nı okudukdan sonra bir kez daha anladım ki hayatta her şey dört dörtlük değildir. Kusursuz anne baba olsan bile, hayatın kusurlarından nasıl kurtulacaksın? Vera Ray hayatın tüm zorluklarına rağmen kusursuz bir anne! Yaşıyor, ama kendisi için değil Daniel için. Hayattaki tek varlığı oğlu. Tek isteği gün ağardığın da küçük oğluna sarılıb kokusunu içine çeke bilmek. Fakat 1933 yılının karlı mayısın da 3 yaşındaki oğlu aniden ortadan kayboluyor… 80 yıl geçdikden sonra mayıs ayında yine tüm şehir karlar altındadır. Yıllar sonra tekrar yaşanan bu mevsim değişikliyi gazetede muhabir olan Claire Aldridge’yi Danilein kaybolduğu güne götürür… Ve gerçekler uzun yıllar sonra gün yüzüne çıkar :) Böğürtlen kışı aşkı, ayrılığı, acıyı anlatan ve okurken tüm bunları yaşatan muhteşem bir kitap. Sarah Jio’nun okuduğum ikinci kitabıydı ve yazarında dediği gibi kolaylıkla yüreğimden silib atamayacağım…
Edebiyat
Böğürtlen KışıSarah Jio · Arkadya Yayınları · 201144,8bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Zeze gibi olan her çocuğa sevgilerle…
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2021 11. kitabı
Şeker portakalını sanıyorum ki okumayan yoktur. Bu yüzden bir incelemeden öte kitabın bende etkisini paylaşacağım. Bir çoçuk kitabı gibi görünse de bence büyüklerin daha çok okuması gerekiyor. Beni çocukluğuma götürdü... Yaramaz, söz dinlemeyen, hep kendi bildiğini yapan Zeze… Size de kendi küçüklüyünüzü anımsatmadımı? Sadece bir farkımız vardı ;ben Zezenin aksine ailem ve çevrem tarafından fazlasıyla seviliyordum. Fakat ben onları bir türlü sevemiyordum. Çok az kişiye karşı içimde sevgi vardı ve ne yazık ki büyüdükce onlara karşı olan sevgim de azaldı… Küçük Zezem bunları sana ve kendi çocukluğuma yazıyorum : “Biliyorum, küçük yaşta çok şey yaşadın ve hayattan fazlasıyla bıktın, canın çok yandı, günlerce ağladın, için için bittin. Ama inan bana küçüğüm, büyüdüğün de o anlar o kadar acı çekmene rağmen hayatının en güzel yılları olacak. Çünki büyüyeceksin ve her ağladığında hesap vermek zorunda kalacaksın. Saatlerle konuşacaksın, seni anlamayacaklar ve sen buna kızacaksın, kırılcaksın.Diyordun ya hani “Kimseden hiçbir şey beklemiyorum. Böylece hayal kırıklığına da uğramamış oluyorum.” Sen 5 yaşındayken kimseden hiç bir şey beklemeye bilirsin, ama genç yaşlarında birisine duyduğun sevginin, bir şeye sarf ettiğin emeğin karşılığını bekleyeceksin. Çok zaman umduğunu bulmayacaksın ve o zaman yaşadığın hayal kırıklığı canını her şeyden daha çok yakacak… Ama elbet bu da geçer. Yine de sen kaç yaşın olursa olsun içinden şarkı söyleyen, yarasasının sevgisine inanan, Xururuca ile konuşan ve Portugasını her kesden çok seven Zeze olarak kal. O çocuk ruhunu asla kaybetme :)
1000Kitap
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275bin okunma
"Seni az seviyorum" "Ben daha az"
10/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2021 10. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 18 Ağustos 2021 00:22
Diyebilirsin ki, bir insanı, fotoğraflarından ve hakkındaki haberlerden ne kadar tanıyabilirsin? Haklısın. Belki de çok az... O zaman şöyle demeliyim: Seni az tanıyorum... Az... Bir çokları gibi kitaba bu alıntıyla aşık oldum ve okumaya başladım. İlk başta anlayamadım tabii, birini “az sevmekle “ tarikat şeyhinin oğluyla evlendirilen 11 yaşlı Derdanın ne alakası var dedim? Kitabın ilk kısmı kız Derdanın evlendikden sonrakı hayatını anlatıyor. Öyle bir hayat ki yaşamın acı gerçeklerini teker teker yüzümüze vuruyo sanki… Şiddet üstüne şiddet var. Bazı cümleleri okuyamadım bile hemen geçip bitirmek istedim… Okunması bu kadar güçken kim bilir yaşanması nasılda zordu o anları!? Daha sonra 11 yaşlı “mezarlık coçuğu” Derdanın hayatıyla yüzleşdiriyor bizi yazar. 11 yaş ve mezarlık… Fazla söze gerek yok. Büyüklerin bile yanından geçerken korktuğu mezarlık, Derdanın tüm hayatıydı… Ve bir mezar… Oğuz Atayın mezarı onun anlamsız hayatına mana kattı. 11 yaşta yolları kesişen Derda ve Derda 40 yaşlarında yeniden karşılaştı: lakin çok farklı iki insan olarak. Ama nasıl? Hayat onlara neler yaşatmadı ki? Acı, şiddet, korku, hapishane , hastane, ölümü bile gördüler yaşarken, ama en sonunda bir birini buldular… Her şeye ve her kese rağmen. Acını iliklerime kadar hissetim, bazen saatlerle okudum, sonra günlerce bir kenara attım bitirmek istemedim, bir sonrakı sayfayı okursam yıkılırım kalkamam diye korktum. Okuması zor, ama bir o kadarda sürükleyici bir kitap. Ve çok şey anladım: Mesela, İnsan ne yaşarsa yaşasın artık bu son, gücüm kalmadı dese bile yaşıyor; Hiç umut yokken bir işık yana biliyor; Her kes - tüm insanlar kötüyken tek bir iyi insan seni bula biliyor ; Birileri bizi mahvediyorsa, yıllar geçse bile zamanı geldiyinde toparlana biliyorsun; Senin olan 40 yaşında bile olsan
Edebiyat
AzHakan Günday · Doğan Kitap · 201926,8bin okunma
Önyargınızı bir kenara bırakın.
9/10
·472 syf.··
Beğendi
·
2021 5. kitabı
3391 kilometre bir mesafe aşkını anlatıyor. Ege ve İzmirin, öfkeli civciv ve gelmemeye giden adamın hikayesi.. Tumblr’da başlayan Parisde biten bir aşk.. Aslına bakarsanız aşk kitapların pek sevmem. Ama 3391 km benim için farklıydı. Hani bazen olur ya birinin her anımızda yanımızda olmasını , ona dokunmayı, kokusunu içimize çekmeyi ,sarılmayı isteriz , ama bu imkansızdır. Hatta kızarız hayata neden yanı başımda gereksiz bu kadar insan varken o uzak olmak zorunda deriz. Yüzlerce soru, fakat bir cevap yok. Çünkü böyle olması gerekiyor, çünkü güzel olan her şey uzak olmak zorundadır. Tam da böyle hiss ettiğiniz anda açıp okumanız gereken bir kitap. Kafamın karışık, hayata kızgın , çok ta yorgun olduğum bi dönemde okudum ve bana nasıl iyi geldiyini anlatamam size. İzmir ve Ege hakkında konuşacak olursak okuduğum en tatlı aşklardan biriydi.Aslında hoşuma gitmeyen bazı şeylerde vardı, mesela İzmirin Egeye çok çabuk güvenmesi gibi . Fakat söz konusu Ege olunca onu da anlıyorum sjsjsj Ruhları o kadar farklı ki, bir çoğunun yanyanayken yapamadığı şeyleri onlar 3391 km öteden yapıyorlardı; “O gün , bana ‘Sinemaya gidelim mi? diye sordu. Kilometrelerce öteden, şehirlerce uzağımdan… Yanımdaki insanlar görmezken beni, o bana imkansız olduğunu bile bile ‘Sinemaya gidelim mi?’ dedi…” Evet imkansızdı, birlikte olmaları çok ama çok zordu, ama ne diyordu Ege “Hayalini kurmadığın her şey imkansız olarak kalır.” O yüzden hep hayal kurmalı ve ona inanmalı. Çünkü her şeye rağmen muhakkak senin olan seni bulur. 3391 km öteden bile olsa bulur… Unutmayın “Her şey anını bekler.” Ruhunuza iyi gelecek, sevdiklerinizle aranızdaki kilometrelerin hiçç bi önemi olmadığını anlamanızı sağlayacak bir kitap o yüzden okumanızı tavsiye ederim :)
Roman
3391 KilometreBeyza Alkoç · İndigo Kitap · 201821,3bin okunma
10/10
·163 syf.··
Beğendi
·
2021 1. kitabı
Öncelikle Sabahattin Aliye olan hayranlığımı dile getirmek isterim. 41 yıllık kısa , fakat bir o kadar da zor yaşamına Kürk Mantolu Madonna, İçimizdeki Şeytan, Sırça köşk ,Kuyucaklı Yusuf gibi çok önemli roman ve hikayeleri sığdırmayı başaran mükemmel bi yazar. Okuduğum her kitabın da çok farklı düşüncelere kapıldım, geçmişimi , şu anımı düşündüm ve de sorguladım. Günlerce etkisinden çıkamadığım oldu . İlk okuduğum ve her kese okumasını tavsiye ettiğim romanlarından biri Kürk Mantolu Madonna. Defalarca elime aldığım, sebebsizce okumaya kıyamadığım bi kitabdı. Okudum ve bir çok mısrasında kendimi buldum. Öyle bi kitap ki her kesden kendinde bir parça barındırdığını düşünüyorum .. Kitap Rasim isminde bir karakterle başlıyor ve onun ağzından anlatılarak devam ediyor. Rasim iş aradığı bi dönemde eski arkadaşlarından biriyle karşılaşır ve onun şirketinde işe başlar.İlk önce dikkatini çekmeyen , insanlardan uzak olan Raif efendi zamanla onda ilgi uyandırır ve onun hayatına dahil olmak ister. Fakat Raif efendi insanlarla arasına öyle güzel bir duvar örmüşdür ki aşılması çok zordur…Kitap bir yerden sonra Rasimin Raif efendinin defterini bulması ve okuması ile devam eder ve bu zaman tüm sırlar çözülür. Raif efendinin neden insanlarla arasına duvar örmesi, Kürk Mantolu Madonnası ile nasıl tanışması anlatılır. Raif efendi ve Maria Puder.. Onlara , o saf ve masum aşklarına o kadar hayran kaldım ki , gerçek hayatta böyle naif sevecek birinin var olmasına şübhe ediyorum. Raif efendi Maria’ya duyduğu tarifsiz sevgiyi şöyle anlatıyordu : “ Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana, dün­yada başka türlü bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin. Bunu sonuna kadar götüremediysen, kabahat
Edebiyat
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025375,8bin okunma