Değişim, her zaman değişmeyen bir şeylerin varlığını da tazammun eder.(içerir,kapsar)
Lakin Batının islam algısı (Yuhanna ed-Dimeşki'nin Hz. Peygamber'i "sahte peygamber" olarak suçlaması , Amerikalı evanjelist Jerry Falwell'in Hz.Peygamber'in "terörist" olduğunu söylemesi; yahut Papa XVI. Benedikt'in , Regensburg konuşmasında İslam'ın özünde şiddet barındırdığını ve bu yüzden rasyonel bir din olmadığını iddia etmesi) gerilim ve çatışma ortamını derinleştiriyor.
İslam dünyasının Batı algısına baktığımızda
Kendisini " orta ümmet " olarak dünya coğrafyasının orta kuşağında gören islam dünyası, Doğu'ya da Batı'ya da eşit mesafedeydi. Bir müslüman alimin mekan algısı açısından Çin neyse Fransa da oydu.Kur'an'ın " ne doğu , ne batı "(Nur,35) diye tasvir ettiği evrensel hakikat tasavvuru , doğu ve batı kalıplarını aşan bir niteliğe sahip.Bu manada İslam toplumları kendilerini hiçbir zaman "doğuda" ya da "doğulu" addetmediler. "Doğu" ancak Asya kıtasının bir uzantısı olan Avrupa'nın kendisini "Batı" olarak tanımlamasından sonra ortaya çıkan kurgusal ve işlevsel bir tanım.
Oğuz Atay okumak, öylesine kolay bir iş değilmiş… Bunu bir defa daha anladım, zira bundan yıllar yıllar önce “Korkuyu Beklerken” kitabını okumaya yeltendiğimi de hatırlarım; kitaba tekrardan başlarım