Sarı-Özek dolaylarını iyi bilen ve ondan en son anıları saklayan tek kişi olan bu koca Kazangap, şu vadide, ıssız bozkırın ortasında, taze yığılmış, bir tümseğin altında, o tek mezarda yatıp duruyordu. Yedigey çok iyi biliyordu ki, o küçük tümsek yavaş yavaş yassılaşacak, düzleşecek, Sarı-Özek kırlarının pelin otları rengine bürünecekti. O zaman onu görmek de, bulmak da imkânsız olacaktı. Toprağa karışıp gidecekti. Zaten toprak üzerindeki her şey önünde-sonunda toprağa karışır, toprak olurdu...
Doğacak her çocuk umutla beklenir, çok uzun ömürlü olacağı, hatta ölmeyecekmiş gibi uzun ömürlü olacağı ümid edilir. Bu ümit olmasa, insanlar dünyaya çocuk getirmede bu kadar istekli olurlar mıydı?.
Akdoğan bakışlı adam önündeki kâğıtlar arasından çocuklara ait bir defteri, kargacık burgacık yazıların olduğu bir sayfayı çıkardı:
- Bak neler öğretmiş çocuklara, dedi. Öğrettiği ilk kelimeleri görüyor musun, "Bizim evimiz" demiş. Niçin "Bizim zaferimiz" diye başlamıyor. Bugün insanın dudaklarından çıkması gereken ilk sözler neler olmalı biliyor musun? "Bizim zaferimiz" olmalı değil mi? Ama o bunu hiç düşünmüyor, aklına bile gelmiyor bu sözler.. Oysa "Zafer" ve "Stalin" birbirinden ayrılmaz sözlerdir!
Yedigey ne diyeceğini bilemedi. Bu sorgulama karşısında, kendisini aşağılanmış görüyor, bütün çabaları ve iyi niyetleriyle aklı bir şeye ermeyen küçük çocuklara bir şeyler öğretmek için çırpınan Zarife ve Abutalip’e çok acıyordu. O kadar hiddetlendi ki sesini yükselterek şu cevabı vermekten kendini alamadı:
- Madem öyle düşünüyorsun, öğretmesi gereken ilk söz "Bizim Leninimiz" olmalıydı. Lenin her şeyden önce gelmez mi?
Akdoğan bakışlı adam bu çıkış karşısında şaşaladı. Sesi, hatta nefesi kesildi. Sonra sigara dumanını savura savura ayağa kalktı. Odada biraz gezinmek istediği belliydi ama oda adım atılamayacak kadar küçüktü. Kestirip atmak istercesine:
- Biz "Stalin" der, "Lenin" anlarız! dedi.
Sonra, yarış bitiminde nefeslenen atletler gibi biraz rahatlayarak, uzlaşma arayan bir sesle:
- Pekâlâ, dedi, aramızda böyle bir konuşma olmadı sayalım.