yaşamın bir-iki basit belirti ve karardan oluştuğunu; ölümün doğum ânında kök saldığını ve insanın ömür boyu bu kökü sulayıp yetiştirmekle yükümlü olduğunu düşünüyordu.
Son söz olarak Türkiye'nin "anneden öğrenmeyen bir toplum" olduğunu söylemek bence çok gerekli. Çok etkili bir annelik yüceltmesi var; annelik "romantize" ediliyor, duygusallık yükleniyor. Ama anneden çocuğa aktarılan "dişil" değerler çok güçsüz ve özgürleştirici değil. Örneğin "anneler oğullarını eşitlikçi ve şiddet karşıtı yetiştirsinler" demenin çok fazla karşılığı olmuyor.