Mehmet Eroğlu’nu hep merak eden ama okumak isteyip bir türlü okumayanlardanım. Bu yıl “İyi Adamın On Günü” ile Mehmet Eroğlu’nun son -üçlü- kitabından başlayarak okuyorum. “Meraklı adamın on günü” ve “Mermer Köşk” sırada. Mehmet Eroğlu bir söyleşisinde okura, “kitap değil yazarı okumasını” söylüyor. Ben de yazarı son kitaplarından başlayarak okuyorum.
“İyi Adamın On Günü” ruhsal ve bedensel enkaz halinde eski bir avukatın (Sadık), Tevfik adlı bir genci bulmayı (öğrencilik yıllarından dostu, eski eşinin avukatı ve kendinin de hala arkadaşı), hani biraz da acıdığı için, dedektiflik işi veren Maide’den görev olarak almasıyla başlar.
On gün içinde bu genci bulmayı kafasına koyar. Her ne kadar enkaz halindeki dedektif olsa da dik başlı, kimi zaman aksi ve iş bitiren bir tiptir. Sadık, her ne kadar zor durumda da olsa (sigara tiryakisi, sayı sayma hastası, durmadan üşüyen, tek kışlık ceketiyle dolaşan neredeyse şapşal bir dedektif) doğru yerde doğru soruları soran, kimi zaman alaycı, kimi zaman cesur, salaklık derecesinde atak bir dedekfiftir.
5 kadının çevresinde dolaşır: annelik yapan eski sevgili Meral, hayat kadını ve sonra eşi Seval, eski eşi Rezzan, eşinin avukatı Maide ve Maidenin sekreteri Şule, Tevfik’in ablası Pınar. Görüldüğü gibi Sadık’ın etrafında onu “iyi adam” olarak tanımlayan kadınlar var. Sadık hemen hemen hepsiyle ilişki kurar (Lolita tipli Pınar hariç, onu kötü adama saklar). Erkek olarak yalnızca (şoför vs. gibi yan eleman dışında) peşine düştüğü Tevfik ve İstanbul mafya kabadayısı dev ABI vardır. İşin ilginci bu erkekler genelde ibne veya biseksüeldir. Maide’nin kocası Macit ise sübyancı olarak Pınar’a asılır. Yani doğru düzgün bir erkek milettiyle karşılaşmayız.
Roman, Tevfik’in çevresinde örülmüş bir homoseksülleğin aşırı eğilimlerinin (pezeveklik,