Faruk ÜNAL

Faruk ÜNAL
Mühendis
Yüksek Lisans
Eindhoven
60 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
Ben Nemika'nın annesi olsaydım, şimdiki bilincim içinde şöyle yapardım. Kızımın önüne diz çöker, onun göz hizasına indikten sonra, bir süre ona anlayan bir tavırla bakar ve son derece saygıdeğer bir arkadaşımla konuşurcasına, "Tabak düştü, kırıldı. Şimdi kendini nasıl hissediyorsun?" diye sorardım.
Sayfa 116·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Vicdan...
Kime karşı hesap vermek sorusunun yanıtı biraz daha karmaşıktır. Kişi aslında iki otoriteye hesap vermek durumundadır. Bunlardan en önemlisi ve ilki kişinin kendi vicdanıdır. Vicdan, içselleştirilmiş değerlerdir. Aynaya baktığımız zaman, aynada size bakan gözler vicdanın ta kendisidir. Kişinin kendine hesap veren bir insan olarak yetişmesinin; kendisi, ailesi, mesleği, toplumu için yaşamsal önemi vardır.
Sayfa 95·Kitabı okudu
Her mesaj her iletişim yoluyla verilebilir mi?
"Koku süren erkeğin sürmeyenden farkı ne?" Gülümsedi ve şu yanıtı verdi: "Yanımdan geçen bir erkeğin erkeğimsi kokusunu aldığım zaman o bana şu mesajları verir: - Ben erkeğim, bende erkek enerjisi var, hayata erkek olarak bakıyorum! Kokusunun kalitesine göre de, - Ben kaliteli bir erkeğim, mesajını alırım." ... Kaldırımda yürürken size yaklaştığımı ve şöyle dediğimi hayal edin: - "Hanımefendi ben erkeğim, bende erkek enerjisi var, hayata erkek olarak bakıyorum ve kaliteli bir erkeğim" Böyle konuşan bir erkeğin akıl sağlığından şüphe ederiz, çekiniriz... Demek ki...

Ceren

@Cerback
·
Demek ki kokunun kendine özgü mesajları var ve bu mesajlar ancak koku verebilmekte; ancak kokunun verebileceği bu mesajları söze dökersek mesaj işlevini görmez, hatta tam tersi bir etki uyandırır.
Sayfa 63 - Remzi Kitabevi·Kitabı okudu
Alıntı
Geleneksel Kültür içinde Selamlaşma
Geleneksel kültür içinde, "selam vermek" ve "selam almak", toplumsal yaşamın önemli bir parçasıydı. Kahveye giren biri, "Selamünaleyküm," dediği zaman kahvedeki herkes ona, "Aleykümselam!" diye karşılık verirdi. Selam vermek sünnet, verilen selamı almak farz olarak düşünülürdü. Selamlaşmak, cemaat yaşamının önemli bir parçasıydı. Ben bu tür selamlaşmanın yaygın olduğu bir kasaba ortamında büyüdüm. Hayalimde canlandırdığım ve üzerinde düşündüğüm zaman, büyüdüğüm ortamda selam verip almak için gerek¬li koşulların şunlar olduğunu görüyorum: 1- Yetişkin olmak: Birbirine selam verenler, yetişkin insanlardı. 2- Aynı cinsiyetten olmak: Birbirine selam verenler, aynı cinsiyettendi. Hatırladığım kadarıyla genellikle erkekler birbirleriyle, "Selamünaleyküm," diye selamlaşırlardı. Çok ender olarak kadınların bu tarz selamlaştıklarını hatırlıyorum. 3- Aynı dinsel inancı paylaştığını varsaymak: "Selamün aleyküm," diyerek birbirleriyle selamlaşanların, örtük olarak if’s de edilmiş dinsel bir varsayımları bulunmaktaydı. Bu örtük varsayım, "Sen de benim gibi müslüman'sın; aynı dinsel inancı paylaşıyoruz," şeklinde ifade edilebilir. Bu tür selamlaşmanın özünde Müslüman olmak yattığı için, selamı veren de, alan da birbirlerinin aynı dinsel inancı paylaşan kişiler olduklarını bilirdi. Çocukken kendi kasabamda yaphğım bu gözlemler Türkiye'nin tümüne ne kadar yaygınlaşhnlabilir, emin değilim, ama özellikle kasabalarda durumun böyle olduğu kanısındayım. Selamlaşma kültürünü bu üç koşul içinde tuttuğunuz zaman, çağdaş bir toplum oluşturmanın önüne büyük engeller dikmiş olursunuz. İlk engel yaşla ilgilidir. Ancak yetişkinler tanınmaya, görülmeye, adam yerine konmaya layık
Sayfa 48·Kitabı okudu

Faruk ÜNAL

, bir kitap okudu
8/10
·199 syf.·
Beğendi
·
2023 16. kitabı
Doğan Cüceloğlu
8.7/10 · 8,6bin okunma