Kitabın yarısını sabır çekerek okudum... Sıkıcı, uzun, karmaşık, sonu belirsiz olan bir kitap.
Başlangıçta soy ağacını görünce önemsemedim, ama her yeni karakter geldiğinde ya dönüp baktım, ya ardışık paragraflardan kim olduğunu hatırlayarak devam ettim. Macondo kasabasında yaşayan Buendia ailesini anlatıyor, tıpkı bir Türk dizisi gibi, hatta bazı kısımlar küçük bir çocuğun kurgusu gibi, başarısız. Neden böyle düşündüğümü özetleyeyim.
Eş zamanlı ilerleyen birden fazla sahne var, hikayenin odaklandığı bir karakter veya hikaye yok, bu sahneler arasında git-gel olmaktan kafanız karışıyor, odağınız dağılıyor, her sahnede isimleri birbirine benzeyen karakterler var. Bu nedenle kitaba ders çalışır gibi devam ettim, pür dikkat odakladım kendimi, benim için pozitif bir geri besleme oldu ama bunun okuma keyfini bozduğunu düşünüyorum.
Bazı sahneler var, çılgın ve uzun betimlemelerle giriş ve gelişmesi anlatılıyor, sonuca kadar geliyor, ama sonuç çok komik bir gerekçe ile dümdüz bitiyor. Mesela, Albay Aureliano'nun Macondo'da infaza götürüldüğü sahne. Albay'ın infaz duvarına götürülmesi 3 sayfa sürdü, tam silahlar ateşleneceği sırada "yeni bir savaş başladı..." haberiyle infaz erteleniyor. Yazar karakteri ölüme götürürken, karaktere yazacak başka sahne bulmuş da burayı hızlıca kotarayım der gibi yazmış.
Kitabın beni pozitif olarak etkilediği tek yer muz işletmesinin ele alındığı yerler oldu. Muz işçilerinin verdiği mücadelede hükümetin ve büyük işletmelerin ticaret ve ekonomi uğruna insanları topluca nasıl öldürdüğü, bunu medyayla nasıl yalanladıkları, ders kitaplarında bile nasıl çarpıtıldığını alt metin şeklinde işlemiş.
Genel olarak kitap uzun ve yoran betimlemeleriyle sıkıyor, sahneler arası geçiş ve isimlerin benzer olması kafa karıştırıyor, politik/askeri, aile ve