Faruk ÜNAL

Faruk ÜNAL
6/10
·261 syf.··
2021 9. kitabı
Kitabı okumuş olan arkadaşlarımdan tavsiye eden hiç olmamıştı, kardeşim tavsiye edince merak edip okumak istedim. Çoğunluğun aksine kitabı abartılmış bulan azınlığa dahil hissediyorum kendimi, tıpkı Ralph'in azınlığı gibi ;) Öncelikle kitap isminin hikayeyle bağlantısını kuramadım, hikayeyi genel olarak düşündüğümüzde başlığı anlamlandırmak mümkün ama biraz zorlamak lazım. Kitapta geçen ve ölü domuzu anlatırken kullanılan "sineklerin tanrısı" ifadesiyle bir bağlantısı varsa, çok küçük bir detay, kitaba ismini vermesi biraz tuhaf olmuş. Hikayeye ve mesajına gelecek olursak, birçok okuyucu "kötü"lüğün ​insanın her zaman içinde olduğunu, bastırılmadığı durumda ortaya çıkacağını anlatan bir hikaye olarak değerlendirmiş. Açıkçası 6-12 yaş arasında farklı aile/çevre ile büyüyen çocuklara bakarak "doğuştanmış" gibi değerlendirmek doğru olur mu bilemiyorum, bu çocuklar aile/çevre etkisinden soyut düşünülebilir mi? Öğrenilmiş olumlu/olumsuz davranışları yok mudur? Mesela herkes Domuzcuk gibi olsa yine aynı senaryolar yaşanır mıydı? Hatta, biraz detaylı düşünecek olursak hayvanlarda gözlemlediğimiz rekabet, bölgeye hakim olma çabası vb. davranışları insanın da (bir hayvan türü olarak) yapması çok normal olarak algılanmalıdır diye düşünüyorum. Anlatılmak isteneni tam olarak algılayamadım bu nedenle. 6-12 yaşlarındaki çocuklardan kusursuz bir düzen bekleniyorsa bu bana ilginç geliyor zaten, çocuklar çevrenin etkisine çoktan mağruz kalmışlar, rekabeti öğrenmişler, hatta savaştan kaçıyorlar. Ayrıca keşif istekleri ve merak hisleri çok taze, henüz sebep-sonuç ilişkilerini kavrayamamış, yalnızlık gibi zorlukları tecrübe etmemişler. Bu koşullarda onlardan ideal bir düzen, anlayış beklememiz biraz garibime gitti. Kitabın olay zinciri ise başlarda sıkıcı, anlık gerilimler olup
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,4bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

Faruk ÜNAL

, bir kitap okudu
6/10
·261 syf.··
2021 9. kitabı
William Golding
7.7/10 · 97,4bin okunma
7/10
·567 syf.··
Beğendi
·
2021 8. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 20 Mart 2021 00:12
·
Ele almış olduğu konu ve korkusuz yorumlar bakımından cesur ve örnek bir kitap, ancak detay ve tekrarlarla dolu olması akıcılığını fazla bozmuş, sıkıcı hale getirmiş, puanı bu yüzden 7 verdim. Ayrıca yazarın bazen sert, bazen varsayımlı eleştirileri bazı okuyucuları rahatsız edebilir, okuyucunun güvenini de zedeler. Konu çok hassas olduğu için bu yorumlar olmadan ne kadar anlamlı olur bilemiyorum tabii. Her şeye rağmen böyle bir eseri korkusuzca paylaşan İlhan ARSEL'e minnet duyuyorum. Türk kadınının ve Arap ülkelerindeki kadınların "din emri" adı altında nasıl değersizleştirildiğini örnekleriyle ve dayanaklarla anlatıyor. Kadını erkeğin sömürüsüne, hizmetine ve şehvetine terk eden şeriat zihniyetini ve bu yaklaşımların kaynağı olan ayet ve hadisleri bir arada görmenizi sağlıyor. Cahiliye dönemine çözüm olarak geldiği ve evrensel olduğu iddia edilen dinin sorgularını yapıyorsunuz, tezatlarını görüyorsunuz. Kadının(evli veya anne değilse) yalnız başına meta olarak görülmesi, çok eşliliğin kabul edilmesi, cariye kavramını kaldırmak yerine eş sayısına sınırlama getirip sınırsız cariye almanın kabul edilmesi, ahiret için erkeklere genç kadın/huri vaatlerinin verilmesi(kadınlara verilmemesi), peygamberin çok evlilik/boşanma durumu, Tanrı'nın evrensel olarak indirdiği kitabın peygamberin entrikalarını anlatıyor olması... Gerçek İslam'ın yanlış anlaşılmadığı, aslında tüm ayrımcılığın ayetler ve hadislerle İslam'ın kendisinden geldiğini kaynaklarıyla görebileceğiniz bir kitap. Zira bunun için bu kitap yerine Müslüman ülkelere/hükümetlere ve kadın politikalarına, refah seviyesine de bakabilirsiniz. Bugünün 20 Mart, yani İstanbul Sözleşmesi'nin iptaline denk gelmiş olması da manidar oldu. Kadınlara yönelik ayrımcı geleneklerin nereden nasıl geldiğini merak edenler için
Şeriat ve Kadınİlhan Arsel · Kaynak Yayıncılık · 2014526 okunma

Faruk ÜNAL

, bir kitap okudu
7/10
·567 syf.··
Beğendi
·
16 günde okudu
·
Okunma: 20 Mart 2021 00:12
·
2021 8. kitabı
·
İlhan Arsel
8.9/10 · 526 okunma
9/10
·544 syf.··
Beğendi
·
2021 7. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 03 Mart 2021 20:32
"Sapiens" ve "Tüfek, Mikrop ve Çelik" kitaplarından hemen sonra okudum. Henüz o kitapların etkisi altındayken, Dünya tarihini hap şeklinde özet olarak okumak bazı algılarımı açtı. Medeniyetleri yaratıp teknolojiyi ne kadar geliştirsek de halen ilkel güdülerimize farklı şekillerde yeniliyoruz. Henüz medeniyetler oluşturmamışken; avcı/toplayıcı ve göçebe yaşam tarzında farklı kabilelerle karşılaşmak aç kalmak tehdidi olarak algılanmış, rakiplere karşı mücadele verilmiş. Tarım toplumuna geçiş döneminde de avcı/toplayıcı toplumlarla birlikte var olmanın sonucu olarak toprak koruma politikası, savunma kavramı, gelişmiş. Bir yandan bu tarıma geçiş, toplumların bitki/hayvan evcilleştirmelerine ön ayak olmuş ve böylelikle kurulan medeniyetler günümüzün teknolojisini üretene kadar kümülatif ilerlemiş. Ancak bu kümülatif ilerleme ne yazık ki göçebe yaşam tarzımızdan kalan bazı ilkel iç güdümüzü törpüleyememiş görünüyor. 10.000 yıl önce; beslenme, hayatta kalma iç güdüsü farklı kabilelerin/toplumların birbirini yok etmesine sebep olmuş. Ve bu küçük çaplı mücadelelerin şiddetini artırarak ansiklopedinin "günümüz dünyası"na kadar her sayfasında bulunması, bana insanlığın halen çok ilkel olduğunu düşündürttü. Kilise, şeriat, diktatörlük, soykırım, savaş, demokrasi, krallık, cumhuriyet... Bunlar son 100 yılın anahtar kelimeleri ve coğrafya bağımsız her yerde. Ancak, bu defa taraflar uzaya çıkabilen araçlar tasarlıyor, robotlar üretiyor, yapay iklim oluşturuyor ve çoğu temel yaşam ihtiyacından fazlasına sahip. Öyleyse, eskiden hayatta kalma içgüdüsüyle yapılan mücadele, bugün bu ihtiyaç fazlalıklarına rağmen "ilkel/bencil içgüdü"den başka ne için olabilir? İnsan 21.YY'de halen farklılıkları(ırk, din, mezhep, politik görüş vb.) tehdit olarak algılıyor. Ve bu taraf oluşturan
Dünya TarihiKolektif · NTV Yayınları · 2009124 okunma