Bilincimiz bir bahçe gibi. Bu bahçe ister evimizde olsun, ister zihinlerimizde olsun, en önemli ilk adım iyi bir toprak oluşturmaktır. Tüm otları, taşları, molozu atarak başlayın. Toprağı ıslah eder, gübre eker ve iyice karıştırırsınız. Böylece ektiğimiz ürün çabucak ve güzel bir şekilde büyür. Zihinlerimiz için de aynısı geçerlidir. Onaylamalarınızın çabucak ürün vermesini istiyorsanız, bulabileceğiniz her olumsuz düşünce ve inancı yok ederek başlayın. Sonra da iyi birkaç inanç, gerçekten iyi ve olumlu düşünceler ekin. Hayattan ne istiyorsanız onu olumlayın. Sizi hiçbir şey durdurmayacaktır. Düşünce bahçeniz bollukla gelişecektir.
“Yaz ve sil. İnanç ve şüphe. Cevaplar ve sorular. Hem bilgiyi önemse, hem bildiklerini sorgula. Asla bir yere demir atma. Adresin değil, sadece ayak izlerin olsun bu dünyada. Yerleşme, kök salma, oldum ya da buldum sanma. Hiçbir gettoya, kolektif kimliğe, cemaate, cemiyete, aşirete ait olma. Hepsi yanıltır, şaşırtır. Sen yalnız ol. Bir başına. Varmak değil, gitmek. Sadece gitmek…”
Babasının evinden ayrılınca adı kalmayan,
Kocasının evinden çıkınca anısı kalmayan,
'Açım' deyince kötü gözle bakılan,
'Tokum' deyince eteği aralanan,
Evinde 'ev hanımı' diye yaftalanan,
İşinde sadece adı ile anılan...
Başı dimdik yürüyünce herkesin eğmeye çalıştığı,
Boynunu bükünce de herkesin ezmeye çalıştığı,
Varlığı ile dolduran, ruhları doyuran,
Yokluğundaki yara başkası ile kapatılan....
Güzel olunca afişleri asılan,
Çirkin diye duvarlara kazınan,
Tohum atınca meyve veren,
Bir gülüşe Ömür veren..
Gözleri Okyanus, saçları meridyen,
Kendi beyninde bir evrenle;
Bedeninde sırları ile yaşayan....
'Ben kadın ruhundan anlarım' diyenlerin,
Ruhunu görünce lal olduğu,
Dudaklarında sadece bir tebessüm olmaktan vazgeçemeyeceğiniz tek varlık....