Kitabın başından sonuna kadar akıcı bir şekilde okudum diyemem, başlangıçta baya heyecanlanmıştım ve gerildim lakin ortalarına doğru bir durgunlaştı ama kitap çok dolu ve tarih ve kültür yönünden gerçek bilgileri arındırıyordu, sadece karakterler hariç. Vatikan'dan Floransa'ya oradan Venedik'e bilinmezi ve ipuçlarını arayan iki kişi peşlerinde Dünya Sağlık Örgünü ve askerleri. Tabi işin içinde Tarihi barındırdığı için ve küreselleşme' den, dünyanın nüfus problemleri ayrıca virüsler ve kıtlık gibi sorunları da yansıtan eser sonunda bizleri kendi topraklarımızda bulmamızı sağlıyor. Esere göre Kostantınapolis olan bir zamanlar Bizans ve Roma İmparatorluklarına ayrıca Osmanlı Devletine ve İslam'a yön vermiş Ayasofya M.S 300 yılında yapılmış en eski ve dünyanın 7. harikasından biridir..
Kitapta bir alıntı ve verilmek istenen mesaj çok açıktı. Dünya'nın üzerinde aşırı nüfus sorunu var. Ve yakın zamanda bu sorun insanlığın sonunu getirecek deniliyor. Malthus Nüfus Teorisine göre ki matematik hiç bir zaman yanılmaz sayılar yalan söylemez. Bu hangi tür olursa olsun dünyada yaşayan ve kapasitesinin üstüne çıkmış her canlı için geçerli bir kanundur.
''Bir türün yaşadığı ortamda aşırı çoğalarak yok olması normaldir.''
Ayrıca bir alıtıda:
"Denemesinde nüfus artışını azaltacak bir felaket yaşanmadığı müddetçe, insan ırkının tükenmek üzere olduğunu, türümüzün bir yüzyılda yaşayamayacağını söylüyordu."
Bu bir tezdi.
Sonuç olarak yediğimiz içtiğimiz aldığımız her nefeste insanlığın ve insanoğlunun toprak üzerinde yaşamasının bir sınıra dayandıracakları aşikar.
-''Endişeni anlıyorum. Bu teknoloji aynı zamanda iyi amaçlar için de kullanılabilir, öyle değil mi? Bu buluş genetik ilaç olarak kullanılabilecek bir lütuf değil mi? Sözgelimi, yeni küresel aşılama yöntemi olarak