Bağdat'ta inşa edilen beyt'ül hikme aslında Jundishapur alimleri tarafından kuruldu. bu şehir sasani (acem) İmparatoru 1. Shahpur tarafından 260 yılında kuruldu ve kısa bir süre için Pers İmparatorluğu'nun başkenti oldu............................. 1. Hüsrev (saltanatı 531-579) felsefeye çok düşkündü ve helenik okullara mensup filozofları okuluna gelmeleri için teşvik eder Bu okulda bu filozoflarla müzakereler yapardı. O zamanlar bu müzakereler yayınlanmış ve dünyanın farklı yerlerinden İlim adamlarının katıldığı konferanslar düzenlenmiştir. İslam'ın gelişinden önce bile Jundishapur okulu o zamanki göçebe Araplar arasında meşhurdu. öğrenciler hicaz'dan buraya okumaya gelirdi İslam öncesi Arap filozoflarının en meşhurlarından biri Haris ibn Kelede ile meşhur bir tıp alimi olan oğlu nadır bin haristir.
Yahudilik ve Zerdüştlük ile kıyas edildiğinde İslam nisbi olarak hala yeni bir dindi bütün bu dünya dinleri inançlarını çok grift rasyonel ve felsefi gerekçelere dayandırmıştı İslam alimleri arasında kendi dinlerinin felsefi bir gelenek tarafından desteklenmesi ihtiyacının hissedildiği bir gerçektir. başka bir sebep ise temayüz etmiş Yunan filozoflarla ilgili bir kafa karışıklığı söz konusu olsa da Araplar büyük dimağların huzurunda olduklarının farkındaydı. Fıtri olarak her zeki insan bir kişiyi meşhur Bir düşünür haline neyin getirdiğini merak eder. diğer bir ifadeyle bu antik şahsiyetlerin söyleyecek bir sözü vardı ve bunu görmezden gelmek zeki bir insanın kendi kıymetini düşünmesi demektir.
Bir hukuk alimi olarak ibn-i rüşd dini kimliği ile övünebilirdi ancak çoğu zaman bir kafir olarak görüldü ölümünden sonra kitapları birçok ulema tarafından şüphe ile karşılandı yasaklandı veya daha önce ifade ettiğimiz gibi yakıldı.