Aydan, önünde açılan o geniş alanda güvenle, nereye doğru yürüdüğünü tam farketmeden, herşeyin tam kendi denetimi altında olduğunu düşünerek yürüyordu. Cem, kadınları kendi istediği noktaya, onlara büyük bir özgürlük ve güven vererek götürmekte ustalaşmış biriydi. Kadını bir yere doğru sürüklemeye çalışırsa korkup çekineceğini, huzursuz olacağını, hatta kaçacağını biliyordu. Kadınlar, Cem'in kendilerini beklediği yere kendi iradeleriyle gittiklerini sanmalıydılar. Onları o yere getirmenin en kolay ve en güvenilir yolu buydu.
O vücudu tayyörlerin, kalın kazakların, pantolon takımların altına saklamaktan küçük bir kız çocuğu gibi hep biraz üzülürdü. Evinde çok değerli çalıntı bir resim saklayan biri gibi arada sırada o gizli hazineyi birilerine göstermek, sahip olduğunun hakettiğine inandığı hayranlığı seyredenlerin gözünde görmek isterdi. Bu duygusunun farkındaydı ve bununla dalga geçerdi, her güzel kadında biraz teşhircilik olduğuna inanır, özgürce konuşabildiği eski sınıf arkadaşlarıyla buluştuğunda "hepimizin ruhunda var teşhircilik, bıraksalar soyunup çıkıvereceğiz ortaya," diyerek gülerdi.