Insanın içinde bazen bir şeyler çöker. Umut kırıcı bir kesinliğin yüreğe sizması, bazı durumlarda, kişinin kendisine karşılık gelen belli derin unsurları zedelemeden ve parçalamadan gerçekleşmez. Keder bu noktaya ulaşınca, bilincin her gücü kendini kurtarma telaşına düşer. Bu ölümcül krizlerden hiçbir değişim yaşamadan ve görevlerini hakkıyla yerine getirerek çıkmayı başaran cok az insan vardır. Acının sınırı aşıldığında en sarsılmaz erdem bile allak bullak olur.
İç savaş ne anlama geliyordu? Yabancı bir ülkeyle savaş diye bir sey var mıydı? İnsanların tüm savaşlar kardeşler arasında gerçekleşmiyor muydu? Savaş sadece amacına göre tanımlanabilirdi. İç savaş ya da yabancı ülkeyle savaş diye bir şey yoktu; sadece haksız ve haklı savaş vardı. Insanlığın o büyük uzlasmayı sağlayacağı güne kadar, en azından acele eden geleceğin geç kalmış geçmişe karşı savaşması zorunlu olabilirdi.