Aşkın orta yolu yoktur; ya mahvolur, ya kurtulur. İnsanlığın tüm yazgısı bu ikilemde gizlidir.
Hiçbir yazgı, bu kayboluş-kurtuluş ikilemini aşk kadar acimasizca ortaya koyamaz. Ask ölüm degilse, hayattır. Hem beşik hem tabuttur. Insan yüreğinde "evet" ya da "hayır" diyen aynı duygudur.
Tanrının yarattığı varlıklar
arasında insan yüreği kadar ışık ama ne yazık ki ayni zamanda karanlık saçan başka bir şey yoktur.
Düşünen zihinler şu sözleri az kullanırlar: mutlular ve mutsuzlar. Hiç kuşkusuz başka bir dünyanın bekleme odası olan bu dünyada mutlu insan yoktur.
İnsanlar aslında aydınlıktakıler ve karanlıktakiler olarak ikiye ayrılır.
Karanlıktakilerin sayısını azaltıp, aydınlıktakilerin sayısını çoğaltmak, işte hedef budur. Bu yüzden "Bilgi!", "Bilim!" diye bağırıyoruz. Okumayi ögrenmek ışığı yakmaktır; tüm hecelemeler kıvılcımlardır.
Zaten aydınlık demek illa ki sevinç anlamına gelmez.
Aydınlıkta da acı çekilir; ateşin fazlası yakar. Alev kanadın düşmanıdır. Uçmaya ara vermeden yanmak dahinin mucizesidir.
Bilgilendiğinizde ve sevdiğinizde daha fazla aci çekersiniz. Gün gözyaşlarıyla doğar. Aydınlıktakiler en azindan karanlıktakiler için ağlarlar.