Günün birinde tozlu yollarda yürürken kartpostal buldu genç adam, hizliresim.com/moJArR eğilip aldı, çöp kutusuna atıyordu ki arkasını çevirdiğinde mürekkebi akmış kurumuş olan giderek kaybolmaya yüz tutmuş kısa bir hikâye buldu. Yorulmuştu. Çay bahçesine girdi, arada bir çayını yudumlayıp okumaya başladı:
Son İstasyon
Karıncaların turuncu topraklar adını verdiği ıpıssız orman derinliğindeki çoraklıklarda karınca yapımı kâh tramvaylar, kâh vapurlar, dopdolu, capcanlı berrak cam gibi hava, öyle ki gündüz bulanıklıktan eser yok. Gözler ise nemli. Aralıksız devam eden büyük bir göç dalgası başlamış. Artık karınca yazarların, kitaplarıyla beraber, karınca okurlarla birlikte yepyeni bir istasyona nakledilmesi gerektiği uzun bir süreden beridir biliniyormuş. Bu görüşü destekleyenler ve aleyhte oy kullananlar bir kaç yıldır yazılı basında çokça hararetli biçimde tartışıyormuş. Bundan dolayı şehirmişçesine ‘Son istasyon’ adı verilen içi boş yarım düzine ağacın ortasındaki bir ağaç oyuğunun yanı başında ufka doğru uzanan topraklardaki küçük oyuklar kapıymışçasına yoktan var edilerek yerleşkeler meydana getirilmiş, kaşla göz arasında. Geride kalanlarla çıktıkları yeni yolculukta ilerleyenlerin artık birbirlerini görme imkânlarının bile silindiği bir atmosfer doğmuş ilk kez. Ömürlerince ellerine bir kitap alıp okumamış karıncalardan bazıları ne hikmetse, ne ilginçtir ki gündemdeki tartışmalar neticesinde kitaba merak salmış onlarda kafileden olmuş. Karıncaların kütüphaneleri, heykeltıraşlarla heykelleri, unvanı profesör, yazın adamı, bilim işçisi olanları böylelikle günler öncesinden nakledilmiş. Milyonluk değerdeki arazilerini kitapları için terk eden karıncalarda varmış aralarında, tiyatrocusu da, birbirinin içine geçmiş hemen hepsi bu büyük karışıklıkta, bu büyük