TOG Kitap Arkadaşım Projesi
Birlikte okuyup tartışıp bağışlıyoruz Daha iyi bir dünya inşa ediyoruz
Formu doldurarak aramıza katılabilirsiniz
Murat Ergin, Demet, Esma, Ahmet KarakuşSelma Nur Arslan
Uzak Yakınlık
Soruyordun
İlkyaz işte
Uyanıp bir bahçeyi dinliyoruz
Tenhalık böyle
Dallar mı kırılmış, sarmaşıklar mı toz içinde
Beklesem hemen gelecek olduğun
Tam öyle olduğun
Oysa hep yanımdasın, seninle her şey yanımda
Kırık dökük de olsa yanımda
Mesela çok sevdiğin bir deniz bile yanımda
O deniz ki aramızda hiç kımıldamadan
Erkeğini iyi tanıyan bir kadın gibi yorgun.
Yarısı yenmiş bir elmaydık bana sorarsan
İkimizdik, iki kişi değildik
Bakıyorsak birlikte bakıyorduk gözlerimin içine
Birlikte gözlerinin içine bakıyorduk senin
Yanlıştı, doğruydu, hiç bilmiyorum
Sanki bir bakıma ayrılık böyle.
Karşılıklı otursak da ne zaman
Masa örtüsünü ikiye bölen ellerimizdi
Bir tırnak yeşilinden gerisin geriye
Ayak bileklerimizden gerisin geriye
Bütün bunlar gereksiz, bilmiyorum sanma
Gereksiz ama yalnızlık böyle.
Bir hüzün kaç kişinin hüznü olurdu
Unutulsun bir gövdeye duyulan hasret
Unutulsun bu alışılmış duyarlık
O kadar sade, o kadar kalabalık ki
Unutulmaya değer onların insan gövdeleri
Ve unutulmalı mutlaka
Dolsunlar diye yüreklere
Dolsunlar damarlara.
Ölü mü denir
Ölü mü denir şimdi onlara.
Edip Cansever
Değerli üyemizin yazdığı inceleme yazısı için kendisine teşekkür ediyoruz :)
Kitap arkadaşımla seçtiğimiz kitap Körlüktü.
Anlatım açısından diğer kitaplardan ayrılan yanı diyalogların sıralı cümleler halinde verilmesi ve nokta ile virgül dışında hiçbir noktalama işaretinin kullanılmamasıydı. Cümleler de paragraflar da uzun uzundu. Virgülle ayırma işlemini çok fazla kullanmıştı yazar. Ama bence bunlara rağmen sıkmadı ya da karışıklık yaratmadı.
Konu ,daha önce de bahsedilmişti belki duymuşsunuzdur, trafikte kırmızı ışıkta bekleyen bir adamın aniden kör olmasıyla başlıyor. Ondan sonra temas ettiği herkes kısa sürede kör oluyor. Bu kişileri bir akıl hastanesinde karantinaya alıyorlar. Gün geçtikçe aralarına yeni körler katılıyor. Bu körlerin gitgide nasıl insanlıktan çıktıklarını anlatıyor kitap. Birçok şeyi sorgulatıyor insana. Ahlaki değerler dediğimiz şeyler yalnızca birileri görürken mi geçerlidir? Bu değerleri gerçekten sorgulayıp mı kabul ediyoruz yoksa el alem ne der diye mi? İnsanın özüne aslında kötülük mü hakimdir? Normal şartlar altında suç, kötülük dediğimiz şeyler başka şartlar altında kalınca yine öyle adlandırılır mı yoksa daha kabul edilebilir bir hal mi alır? Mesela kitabın başında adam öldürmeyi bu şekilde kabul eden ben belli bir yerinde bunun makul olan olduğunu kabul ettim hatta kendimi karakterin yerine koyup öldürmek istedim. Körlük sadece göze mahsus bir şey mi? Aslında bizler gerçekten görüyor muyuz? Gibi bir sürü soruyu sorduruyor kendimize. Okunmasını tavsiye ederim. Üstüne düşünülmesini ve tartışılmasını da tavsiye ederim.
Körlük, José Saramago