“Şu dünyada acı çekmek dışında her şeyi anlayışla karşılayabilirim,” dedi. “Acı çekmeyi anlayabilmem mümkün değil. Acı çekmek kötüdür, çirkindir, karanlıktır. Çağımızın acıya duyduğu sempatide hastalıklı bir şeyler var. İnsan yaşamın renklerine, güzelliğine, coşkusuna sempati duymalı. Hayata dair yaralardan ne kadar az bahsedersek, o kadar iyi.”
“Siz bütün hayat elemini, reddedilmiş bir aşktan, kıskançlıktan ibaret mi görüyorsunuz? Bunlar o kadar tedavisi kolay şeylerdir ki… Bence asıl hayat azabı böyle şeyler değildir. Bunların ötesinde öyle yaralarımız vardır ki… İşte bakın benim için kabul edilmiş bir aşk kadar dayanılmaz hiçbir şey yoktur. Lakin isteksizliğin, tokluğun, nefret etmenin ruhlarda açtığı yaralarla hayat nedir? Bunu düşünsenize!”
“ Çekme elem-i derdini bu dehr-i fenânın
Al destini bûs eyle heman pir-i mugânın
Sunsun sana bir bade ki rahat bula cânın
Anlarsın o demde nicedir zevki cihânın
Zevk ister isen mey ile meyhanede vardır.
Her ne var ise hâlet-i mestanede vardır.”