Sabahattin Ali nin romanından biri. çeşitli karakter tahlilleri insana biraz dostoyevski'nin o insanın içine sızan havasını yaşatıyor. ben inanıyorum ki sabahattin ali değil de sabahattinov aliyevski olsaydı bugün her sokakta duvarlar yazılarıyla resimleriyle süslenir, pek çok başkente büstü dikilirdi.
henüz tanımlanamamış bir gizem var bazı yazarlarda. dedim ya tanımlanamamış başka bir şey bu.
kitapta ömer'in o çorap çaldığı pasaj bana `raskolnikov' u hatırlattı. baltayla satıcı kadının kafasını parçaladıktan sonra alt kattaki kapının arkasına saklandığı kısımda kitabı okurken titremiştim. bu duyguyu ömer'in çorap çaldığı sahnede de yaşadım.
madonna gibi kötü sonla bitse de harika bir aşk hikayesine ve vurucu, insanı bir balta gibi ortadan ikiye bölebilecek bir sona sahip kitap.
biraz da olumsuz yönlerine değinecek olursak, kuyucaklı yusuf ve kürk mantolu madonna kadar akıcı değil. geçim sıkıntısı ve ömerin zaman zaman söyledikleriyle çelişen karakteri sebebiyle iyice ezilen macideyi izlemek ve kitaptaki gerilimin her an artarak devam etmesi yani benim tabirimle "yazarın okuyucuya bir bardak su bile vermemesi" biraz yorucuydu açıkçası.
kitapta oldukça yabancı kelime var. toplu halde görmek isteyen olur diyerek isteyenler için;
darülfünun üniversite
hakkedilmiş oyulmuş
vehmetmek kuşkuya düşmek
hesabi eli sıkı
harci alem herkese uygun
itiyad alışkanlık
maada gayri, -den başka
tufeylilik asalaklık
mutehakkim baskıcı
istihfaf hor görme
mukaleme konuşma
mubahase söyleşi, diyalog
muhayyile hayal gücü
istidad alışma
müptedi acemi
ekseriya genellikle
vuzuh açıklık
telakki görüş
müşkül zor
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,8bin okunma
yusuf ile muazzezin'in aşkını anlamanın çok kolay olduğu romandır. yazar muazzez'in babasına çok taraflı bakmaktadır. görev yaptığı sürece kasabanın ileri gelenleri ile ilişmeden yaşayan akşamcıdır. sadece kendi gibi memurlarla akşamları içki içer. eve sadece uyumaya gelir, zayıftır, sürüklenmektedir. evlatlığı ile kızını kendisinden oldukça küçük, cahil, talibi istediği gibi çıkmamış hayattan alacağı olan şahinde hanıma bırakır. sahinde biri yetmezken ikincisi gelmiş olan çocuklarla daha da kızgındır. sahinde çocukları beraber bırakır, gündüz gezmelerine çıkar. bu nedenle bir anlamda yusuf öksüzken muazzez de öksüzdür. yusuf annesi, babası, arkadaşı, abisi, öğretmeni her şeyi olmuştur muazzezin, ya da başka deyişle her şeyden bir eksiği ki sonra birbirlerinin her şeyi olacaklardır. ailede herkes sürüklenir. baba sürüklenir, yusuf sürüklenir, muazzez çaresiz sürüklenir sadece sahinde sürüklemeden çıkıp yön tayin etmeye çalışır ki onun çabası beyhudedir, çabası farklı yöne, daha kötüye sürüklenmeyi engel olamaz.
nezdinde bir anlamda dokunulmaz, sağlam ahlaklı bu çocuğun bu kadar kolay akıntıya kapılmasını anlayamadım. zira yusuf bir taraftan her şeye göze alabilecek denli gözü kara bir taraftan da yaşamı ötelecek kadar yaşam tembeli .... kimbilir üç kitap olsaydı roman o zaman bu trajediler belki daha anlamlı olabilirdi.
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,5bin okunma