"Bana öyle geliyor ki, ben bu hayatta hiçbir şeye tam olarak ait olamadım. Ne bir çevreye, ne bir şehre, ne de bir insana. Hep bir gözlemci gibi yaşadım, hep dışarıda kaldım. İnsanlar konuşurken, gülerken ben sanki bir camın arkasından onlara bakıyordum. Bu durum, bir yalnızlık değil, bir yabancılaşma haliydi ve sanırım bu yabancılaşma, benim en kalıcı kimliğim oldu."