Ülkemizde örnekleri az olan bir edebi tür yeraltı edebiyatı .herkesin okumayı tercih ettiği bir edebi tür değil.Hakan günday bu kitabın hakkını vermiş gerçekten .Ama yazar kitaplarının yeraltı edebiyatı olmadığını söylüyor. tam tersine yeraltı edebiyatının böyle bir şey olmadığını söylüyor, asıl yeraltının insanların inandığı şeylerle dolu olduğunu, yeryüzünde yaşadığımız şeylerin yeraltı edebiyatı olduğunu söylüyor. kendi yazdığı romanları da macera romanları olarak adlandırıyor.
Kitabın yazarını ilk defa okudum ama ilk defa tanışmıyormuşuz:)
Kitabın yazarı Hakan günday aynı zamanda senarist.
Kitabı okumadan iki hafta önce Netflix te" Uysallar" diye bir dizi izlemiştim ve dizinin senaristinin kim olduğunu bilmiyordum. daha sonra Hakan günday'ı araştırdığımda fark ettim ki uysallarda ve başka dizilerde de yazarlık, senaristlik rolü var." Şahsiyet" gibi..
kinyas ve Kayra'nın içinde uysalların konusu bir cümle içinde de geçiyor aslında:)
Gelelim kitabaa...
okuduğum ilk kısma kadar Otomatik Portakalı bana hatırlattı her şekilde .kitabı üç bölüme ayırmış; kinyas ve kayra'nın yan yana olduğu kısım birinci kısım,daha sonra bu ikili ayrılıyor ve kedi yollarında hayatlarına devam ediyorlar.kayra'nın yolu 2. Kısım ve kinyas'ın yolunu da 3. Kısım diye ayırmıştı. İki arkadaş cinayet, uyuşturucu,cinsellik kötülük,ve suçlarla geçirdiği yıllarını yazmaya karar veriyorlar ve kitapta başlamış oluyor.bu iki arkadaş hislerini kaybetmiş ve tamamen zihinlerini yok etmek için çabalıyorlar. yaptıkları herşeyi zihinlerini öldürmek için yapıyorlar . daha sonra iki arkadaş yollarını ayırıyorlar ve ikiside kendilerine farklı bir hayat seçiyorlar ..
Kayra 'nın Karşısına tum fikrini değiştirebileceği fırsatlar çıkmasına rağmen asla vazgeçmeden, başından beri düşündüğü şeyleri