Sakın gelip mezarımın başında ağlama
Orada yokum ben, değilim uykuda
Benim o esen şiddetli rüzgâr
Elmas tanesi gibi parlayan kar
Başak tanesine vuran güneşim ben
O sakin yağmurum, sonbaharı süsleyen
Uyandığında sabahın sessizliğinde
Benim, o gücü veren bedenine
Benim o sessizce çember çizen kuşlar
Geceleri şevkatle parlayan yıldızlar
Gelme mezarımın başına ağlamaya
Orada değilim ben
Hayattayım, hayatta.
Mary Elizabeth Frye . After Life 3.S:B6
İsmet Özel
Bu yaşa erdirdin beni,gençtim almadın canımı
ölmedim genç olarak ,ölmedim beni leylak
büklümlerinin içten ve dışardan
sarmaladığı günlerde
bir zamandı
heves ettim gölgemi enginde yatan
o berrak sayfada gezindirsem diye
ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende.
Vakti vardıysa aşkın,onu beklemeliydi
genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için
halbuki aşk,başka ne olsundu hayatın mazereti
demedim dilimin ucuna gelen her ne ise
vay ki gençtim
ölümle paslanmış buldum sesimi.
Hata yapmak
fırsatını Ademe veren sendin
bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana
gençtim ve ben neden hata payı yok diyordum hayatımda
gergin bedenim toprağa binlerce fışkını saplar idi
haykırınca çeviklik katardım gökyüzüne
bir düşü düşlere dalmaksızın kavrayarak
bulutu kapsayarak açmadan buluta içtekini
tanıdım Ademoğlu kimin nesiymiş
ter döküp soru sormak nereye sürüklermiş kişiyi.
Çeşme var,kurnası murdar
yazgım
kendi avcumda seyretmek kırgın aksimi.