Mehmet RaufBir Aşkın Tarihi
Kitabın içinde ilk 51 sayfası 'Bir Aşkın Tarihi' olan öyküsü ve diğer kısa öyküleri var. Ben Bir Aşkın Tarihi öyküsü hakkında konuşacağım, berbattı. Erkeklerin bakış açısı zaten aşırı çirkindi, ancak Macit her ne kadar masum bir aşık olarak görünse de aşırı azgın herifin teki! Midem kalktı. Utanmasa betimlemeleri ile p0rn9 yazacak. Gerçekten rezil bir öykü. Ölmek üzere olan bir kadını sadece tatmin malzemesi yapmaya çalışmış. Berbat.
Bir Aşkın TarihiMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20211,672 okunma
Maksim GorkiÇocukluğum
Yaşanılan şeyler çok ağır, yarım kalmış çok fazla hayat var ve bir çocuğun şahit olmaması gereken bir sürü korkunç, kanlı olayın ardına atılmış olan Maksim Gorki var. Saygı duyduğum en büyük yazar o artık. Bu kitabı okurken kalbin sürekli acıdı, bitmiş hikayelere ve her sayfada başka bir hikayenin bitimine tanıklık ederken kalbim sıkıştı durdu... Çingene, Natalya Yenge, Horoşoye Delo, bahçede oynayan üç kardeş (albay çocukları), nine, anne...
Gerçek bir hayata dair bir kitap olduğu için eleştirecek bir şeyim olmadığı gibi buna puan vermek benim haddime de olmaz! Yine de herkesin okumasını tavsiye ederim, bu yüzden 10/10 olacak şekilde puanladım.
Burda hiçbir karakter yok, herkes gerçek insanlar, belki de bu yüzden canım çok acıdı! Çünkü Dede'nin o değişen ifadeleri, tutarsızlığı, yaşlandıkça günahlarının bedelini yavaş yavaş ödemesi, onun dışında kitapta her zaman olan kadın düşmanlığı/kadına şiddet, çocuklara şiddet, maddi-manevi çatışmalar, Maksim'in annesinin onu asla düzgünce yanında tutamaması vb. Beni çok yıprattı okurken çünkü çok üzüldüm, canımdan can gitti. Allah'ım herkesin yardımcısı olsun, önce bütün çocukların, sonra bütün kadınların ve iyi olan herkes.
Şimdi de 'Ekmeğimi Kazanırken' kitabını okumak istiyorum ama henüz bende yok, almayı bekleyeceğim aynı zamanda kendimi o sırada toplayıp daha neşeli bir şey okumaya çalışacağım.
ÇocukluğumMaksim Gorki · İş Bankası Kültür Yayınları · 201419,6bin okunma
Jack LondonMartin Eden
Yer yer yorucu ve ağır akan bir kitaptı. Evet, akıcı değildi çünkü Martin'in nerdeyse bütün karakter gelişimi basamaklarını bize adım adım gösterdiler, bu yüzden nerdeyse iki hafta filan sürmüştü bitirmem, normalde o kadar uzun bir kitap olmasada bana çok sıkıcı geldi, neyse ki bitti.
Kitapta Martin Eden'in ara sıra bizim dilimizce 'sağ/sol' kavgalarına şahit olduk, ancak benim en çok hoşuma giden şey Eden'in ne sağcı ne solcu olması, sadece 'haklının' yanında olarak kendisine 'tepkici' demesi. Tepkici, yani kötü olana tepki göstermek, bu halkımız için de en önemli yol olacaktır. Bu yüzlerce yıl önce yazılmış bir kitap ama keşke bir kez olsun ayrım olan toplum bunu düşünebilseydi.
Ruth'un bu kadar koyun sürüsüne bağlı olması mide bulandırıcı, okumuş bir kız olmasına rağmen hiçbir şeyde kendine ait bir fikri yok. Acınasıydı.
Martin'in bir süre sonra, istediğini elde edip sözlerini tuttuktan sonra, hayattan tamamen umudunu yitirip geri çekilmesi ve yaşamına son vermesi kitap için uygun bir son olmuş. Yine de beni o kadar etkilemedi.
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,8bin okunma
Ahmet Mithat EfendiHenüz 17 Yaşında
Erkek bir yazarın kadınların baş rolde olduğu böyle hassas bir konuya değinmesi çok hoşuma gitti, özellikle o zamanlarda yazılmış bir eserin bu kadar ince nasihatler vermesi ne güzel. Henüz 17 yaşında eserinde gece vakti girecek başka yeri olmadığı için yağmurlu havada bir geneleve sığınan iki erkek dosttan birinin 17 yaşında ki bir kızla aynı odada kalmak zorunda olduğu bir hikayeyi anlatır. Adam, genç yaşta ki bu kızla birlikte olmak istemez ve bunun yanlış olduğunu bilir, bu sayede hem kızı ve kızın bu zor duruma düşmüş arkadaşlarını daha iyi tanımak ister hem de onlara yardım etmek ister. Yazarın, kız karakterleri yanlış ve çirkin bir şekilde değilde tam tersi hayatı yanlış ve çirkin bir şekilde resmettiği kısımları çok sevdim.
Henüz 17 YaşındaAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20253,411 okunma
Taaşşuk-ı Talat ve FitnatŞemseddin Sami
Gerçekten çok akıl almaz bir romandı. İlk başları aşırı eğlenceliydi, özellikle bir adamın kadın kılığına girerek sevdiği kızla iletişim kurması ve örgü nakış öğrenmesi o zamanlarda nasıl aklınıza geldiyse aşırı tatlı bir şey. Sanki koreliler bu fikirleri Şemseddin abiden çalmışlar gibi (espiri yapıyorum). Ama sonrasında roman insanı saçma sapan bir yere soktu, hem Fitnat'ın evlendiği kişinin aslında babası olması hemde Talat'ın Fitnat'ın öldüğünü öğrenince yataklara düşüp aynı şekilde ölmesi, yani aslında ortada dramatikleştirecek bir şey yokken ikisi de aniden büyük bir engel yaşamış gibi ölmeye karar vermişler. Ancak tabii ki bu çok eski bir roman hatta Türk edebiyatının ilk eseri, o yüzden bu tarz ani olay gelişimleri yazılabilir, yılına göre çok tatlı ve gençleri yormayacak bir kitap. Ben bunu lisede edebiyat sınavı için okumuştum, bence o yaşta ki herkesin hayatında bir kez olsun okuması gereken romanlardan biri, en azından gençleri Türk edebiyatı klasiklerine çekebilecek bir eser.